Yıllar önce, defalarca okuduğum ve ezberlediğim(şakasız) bir kitap incelemesiyle geldim. Stephanie Meyer’in en sevdiğim kitabı açık ara budur. Kurgusu o kadar güzel yapılmıştı ki ilk çıktığı zamanlar ciddi anlamda rakipsizdi benim gözümde. Kitabın eksiklikleri var mı, elbette var ama bir kitaptaki en önemli şeylerden biri okuyucuyu içine almasıdır ve bu kitap da sizi tuttuğu gibi olayların içine aldığı İÇİN neresi eksik neresi fazla anlamıyorsunuz bile. Okuması aşırı keyifli, heyecanlı ve akıcı olan bu kitabı, bu tarz kurguları seviyorsanız, acilen okumanız gerekiyor. Kitaptan sonra da filmi izlemenizi öneririm. Çok başarılı bir film değildi ama izlediğim zamanlar beni tatmin etmişti yani bu da olur demiştim.
Spoiler istemiyorsanız buradan sonrasını es geçmenizi öneririm. Okumaya devam edecek olanlara da iyi okumalar
Uzaylı temalı bir bilimkurgu kitabı olarak okuması aşırı keyifli bir kitaptı. Uzaylıları birer hücre gibi ele almış yazar. Sadece insan bedenlerinde yaşamsal faaliyet gösterebiliyorlar bu nedenle de insanları ele geçirmeye başlamışlar. Bu ele geçirme bir ameliyatla gerçekleşiyor. Uzaylı dediğimiz hücreler kendi kapsüllerinde duruyorlar. Ele geçirilecek insanın ensesinde ufak bir yarık açılıyor ve kapsülün içindeki hücre enseye yaklaştırılıyor. Hücre, kamçıları ile insan beynine tutunuyor ve yarık kapanıyor. Her transfer işlemi başarılı olmayabiliyor bu nedenle transfer deneyleri esnasında ölen birçok hücre ve insan var. Açıkçası o dönem bu şekilde ele alınmış bir kurgu okumamıştım. Günlük hayatımızdaki olaylarla bağdaştırılması çok keyifli ve ilgi çekici hale getirmiş kitabı. Ve tabi ki uzaylılar her alanda aşırı gelişmiş bir koloni olarak anlatılıyor. Tıp ve teknoloji alanında şu anki durumumuzdan yüzyıllarca daha ilerdeler. (Bu kafayla gidersek de öyle