Şu günlerde Jennifer'a çok mesafeliyim. Daha düne kadar diye mübalağa yapabileceğim bir süre önce ise sevilen popüler temaları akıcılıkla yazması ile benim güvenilir yazarlarımdandı. O yüzden yeni kitaplarından kaçıp elimde bulunan bu eski serisine başladım. Bu da tutmadı.
Ukala ve arkadaş canlısı bir erkek karakter vardı. İsmi bana ben fantastik bir serinin ana erkek karakteriyim hissiyatı vermediğinden başta emin olamadım. Jennifer'ın imzası olan tanıdık hissettiren ben bunu okumuş muydum diye düşündüren olay örgüsü vardı. Ölümcül Oyuncaklar, Ateş serisi vs. vs. dahası aklınıza geliyor.
Ana karakterimiz Ivy, bizim dünyamıza geçmiş olan faeleri avlayan Düzen'in bir üyesi. Annesi ve babası öldürülmüş. Tek başına yaşıyor. Bir gün daha önce karşılaşmadığı türde bir fae ile savaşıyor ve onların bürosunda yeni işe başlayan ana karakterimiz Ren'den bunun üst düzey bir fae olduğunu öğreniyor. Meğerse Düzen içinde Seçkinler denilen bir başka örgüt varmış ve bunların görevi de bu faeleri avlamakmış. Bu faeler toplanıyorlar ve karakterlerimiz de ne olduğunu çözüp tehlikeyi önlemeye çalışıyor.
Biraz geri sarıp Düzen'in içinde çooook gizli bir başka örgüt olan Seçkinler'in altını tekrar çiziyorum. Yüksek rütbedekiler bile bilmiyor, öyle gizliler. Sonra erkek karakterimiz Ren geliyor ve pat diye kıza bundan bahsediyor. Kız da gidiyor, en yakın arkadaşına söylüyor. Yahu örgüt bu hızla ifşa oluyorken gizliliğini Düzen'den bile nasıl saklamış? Bari Düzen içinde böyle bir dedikodu olsa, bir ekip olduğu bilinse, kimlikleri bilinmeseydi fsdfd Yetmedi, Ren durur mu? Patır patır tüm sırları Ivy'e anlattı. Sonra da sahip olduğumuz sırlardan dolayı gitmemize asla izin vermezler, bunun içinde doğdum, bunun içinde öleceğim diyor. Canım sırları zaten GİTMEDEN ortaya saçıyorsun sen. Hatta