Ne var ki bizi kocayıp yirmi yaşına gelmeden önce evlendirebilmek için çırpınan annemin dünyadan haberi yoktu, çünkü hala kendi bildiği insanlarla eski günlerde yaşıyor, bu günün artık farklı insanlarla, benim günüm olduğunu anlamıyordu.
Ne ahmağım, diye düşündüm, belki kategorisinde kalarak kendimi koruduğumu, yanlış eşe karşı güvende olduğumu sanıyordum. Meğer insan belki kategorisinde de aynı hatayı yapabiliyormuş. Uyuşmuş olmamamın, farkında olmanın, gerçekleri bilmenin ve onlara bağlı kalmanın, mevcut olmanın, yetişkin olmanın ne dehşetli olduğu aklıma yeni yeni dank ediyordu.
Evlenmemişlerdi çünkü üçüncü erkek kardeş gidip şu her zamanki sorgusuz sualsiz, bilinçsiz, kendini koruma şeyini yapmıştı. Sevdiği kişiden sevgisine öyle karşılık alıyordu ki, alma ve vermenin insanı savunmasız kılan karşılıklılığıyla baş edemez olmuştu. Bu yüzden de aklını yitirmeden, ilişkisi kader ya da başkası tarafından elinden alınmadan, onu kendi bitirmişti.