Bir şeyi daha biliyordu Kino, talih denen şey insanoğlunun yaptığı planları hiç sevmez, kazara olanlar dışında insanın başarılı olmasını da istemezdi. Biliyordu ki felek, kendi çabalarıyla başarıya ulaşan bir adamdan muhakkak öcünü alırdı
...zihninde yepyeni ufuklar açılmış, hayallerini dizginleyecek hiçbir şey kalmamış demekti. "İnsanoğlunun gözü hiç doymaz, ne kadar çok versen o kadar çok ister," denirdi hep. Sanki kötü bir şeymiş gibi. Oysa insanoğlunu diğer türlerden ayıran, sahip olduklarıyla yetinen hayvanlara üstün kılan da bu özelliği değil miydi?
Ah, bu insan, ah bu insan denilen mahlük! Tabiatı, ne cenabet bir zindan haline sokmuş. Yanı başımda, bu çocuk olmasa, bu çamurdan yuva, bu aşağının kurt kaynaşmaları, bu yenen, içilen şeylerden sızan geriz olmasa, şu kuru toprak dalgalarının üstünde, bu kızıl akşam aydınlığında hayat, daha ne kadar sade ve asil olacaktı...
Bu, benim bir kadına ilk tutuluşum değildir. Fakat, bu sevgi benim için ilk olmayacak sevgidir. Bir dağ gülü, dikenlikler, çalılıklar arasından bir dağ gülü nasıl koparılır Bilmiyorum. Ne denilir? Nasıl alınır? Bilmiyorum.