Hayatımda onun kadar güzel gülen birine rastlamadım. O kadar az güldüğünü gördüm ki, o anlardaki içtenliği bambaşkaydı sanki. O gülerken, bir kardelen daha açıyordu yeryüzünde. O gülerken salıncaklar gökyüzüne salınıyordu. O gülerken, her şey güzelleşiyordu bizim gözümüzde.
Annem terk edilmiş bir kadındı.
Terk edilmiş ve incinmiş bir kadın.
Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.
Son anda binmekten vazgeçtiği bir otobüs, suskun kalınmış bir telefon araması, sinemada yanında duran boş koltuğa bakış...
Tamamlanmamış bir cümledir insan.
Yalnızlığıyla bile bir araya gelemeyecek kadar ıssız...
Bütün bunlara rağmen hayat, yine de anlamlı bir cümle kurabilme isteğidir.
İnsanın kendini tamamlayabilmesi isteği...
Zaman içinde aşınmış, her şeye kırgın bir ruhun kendini onarabilme çabasıdır.
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor.