Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Bazen Serkan hocam gerçekten de bilimin içine çok dalıp beni sıkar gibi hissettiğim anda bambaşka bir dokunuşla cümlelerini bağlaması çok hoşuma gidiyor. Güncel bir konuya, duygusal ve gerçek bir bakış açısı mükemmel olmuş.
İçinde 3 farklı hikaye var. Rahel Tanrı’yla hesaplaşıyor, Üçüncü güvercinin hikayesi ve Ölümsüz kardeşin gözleri diye. Benim favorim ilki oldu. Tanrıyı ve kendilerini arama yolculuklarının farklı versiyonları aslında. Zweig’in menkıbelerini hiç okumamıştım, tarzını yine devam ettirmiş. Konu bana hitap etmediği için sıkılsam da yine de düşündüren köşeleri oldu.
2021 yılında büyük bi heyecanla almıştım. Hatta ilk baskısında imza vardı yetişemedim diye üzülmüştüm. Teknolojiyi seviyorum ama nöronları daha çok seviyormuşum onu anladım. O kadar uzun süredir yarım kalarak bekliyordu ki inat ettim artık başında durdum bitsin diye ve bitti. Ağır bilim-kurgu sevmiyorsanız bu bölümü sizi sarmayabilir ayrıca hayal kırıklığı ile bitti. Kitabı bitirişine demiyorum başkarakterinin sonuna üzüldüm sadece.
Bosna Hersek seyahatimde bana eşlik eden arkadaşım olarak hatırası kalsın istedim. Okurken ara ara dikkatimi dağıtan olay örgü ve anlam dağınıklığı olsa da, maneviyatı yüksek :)
Kitabı okurken 'YOK ARTIK!' diye çığlıklar atıp durdum. Yazar ile o kadar çok ortak noktamı keşfettim ki, bir süre sonra ilahi bir boyutun olduğunu düşünmeden edemedim. Benim günlük hayatımda dahi kullandığım bazı cümlelerimiz, disiplini, Beyin Cerrahisi kararını alırken ortak duygumuzun acı olması, burcumuz (Kova), Trabzon Maçkalı olmamız, GATA'da geçmişimizin olması, onun kendi kitaplarına ''Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN'' benim ise bir zamanlar TUS kitaplarımın başına hep 'Op. Dr. Hüsna ÇAĞILCI' yazmam... doğup büyüdüğüm Suudi Arabistan ülkesinin Mekke şehrinde hastane açması (ben Cidde'de büyüdüm.), stajyerlik dönemimizde hocalarımızın kendi kliniğinde beni de asistan olarak görmek istemeleri, askeri eğitimdeyken bölük kıdemlisi (benim de fakülte hayatım boyunca 4 senelik kıdemlilik/temsilciliğimin olması, dolmakalem kullanmayı huy edinmek... inanın okumayı zor bitirdim. Kitapta en çok fakülte ve Beyin Cerrahisi ihtisasısını yaptığı dönemler hoşuma gitti. Ama en en güzeli kitabın en sonunda, kendinden kendisinin bahsettiği kısımdı. Benim için özeldi. Yolumun kader kısmıyla kendi kendime iliştirdiğim, yuvamdaki ihtisasım boyunca 'ne olursa olsun' diye başlayan cümlelerimin sonunu getireceğimden emin olmamı sağlayan bir başyapıt oldu. Yazara, varlığına ve eserine müteşekkirim.