Öncelikli olarak kitabın dilini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Okurken akıp gidiyor cümleler. Okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı. Severek okudum. Kitap henüz bitmeden de yazarın bir diğer kitabı Doğunun Limanları' nı ve Semerkant' ın içerisinde geçen Niccolo Machiavelli' nin "Prens" ini ve Nizamülmülk' ün "Siyasetname" sini edindim. Nizamülmülk' ü tarih derslerinden tanıdığımız Selçuklu Dönemi' nin devlet adamı olarak bildim hep, hiç üzerine ve Siyasetnamesi üzerine düşünmemiştim (malum ezberci eğitim) Daha önce Ömer Hayyam' ın Rubailer' ini okumama rağmen hakkında çok yüzeysel bilgiye sahip olduğumu düşündüm. Kısacası cahilliğim karşısında ezildim. Kütüphanemde bulunan Rubailer kitabını Semerkant' ın etkisiyle tekrar okuyacağım ve Nizamülmülk' ün Siyasetname sini de. Kitapta nacizane eleştirebileceğim noktaya gelirsek "Bin Yılın Sonu" bölümü ve Titanic kısmı aceleye gelmiş ve biraz zorlama hissi verdi. Ama etkilendiğim kitaplar arasına girdi bile :)
"Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye,
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye."
-Ö. HAYYAM-