Benim için "insanlık âlemi" denen yer, her şeye karşın korkunç bir yerdi. Kesinlikle, her şeyin tek bir hamleyle neticelendiği sevimli bir yer değildi.
Toplumun affedip affetmemesi önemli değildi. Beni gömüp gömmemeleri önemli değildi. Ben köpekten de kediden de düşük bir varlıktım. Kurbağa. Yalnızca ağır ağır hareket ediyordum.
Ben Tanrı'dan bile korkardım. Tanrının sevgisine değil, gazabına inanırdım. İnanç. Bu yalnızca Tanrı'nım kırbacını yemek üzere mahkemeye çıkıyormuş gibi bir histi. Cehennemin varlığına inansam da cennet benim için yoktu.
İnsanları güldürdüğüm sürece ne olduğu fark etmeksizin her şeyi yapabilirdim. Onları güldürebilirsem, onların "hayatlarına" gerçekten uymamamı önemsemezler diye düşündüm.