Bu krizler, yaygın kabul gören kanının aksine, kapitalizmin bir din olmadığını açıkça gösterir çünkü her din borçla ve borçtan kurtarmayla iş görür. Kapitalizm ise sadece borçlandırır. Suçluları suçlarından özgürleştirecek bir kefaret imkanı tanımaz.
Becerebilirsin, becermelisin'den bile daha çok baskı üretir. İnsanın kendi kendine uyguladığı baskı, bir başkasının uyguladığı baskıdan daha ölümcüldür, çünkü kişinin kendine karşı koyması mümkün değildir.
Neoliberal özgürlük emri gerçekte paradokslu bir Özgür ol emri gibi gelir kulağa. Başarı öznesini depresyona ve tükenmeye iter. Foucault'nun 'kendilik etiği' baskıcı siyasal iktidara, başkası tarafından sömürülmeye karşı çıkar çıkmasına ama insanın kendi kendini sömürmesinin temelindeki şiddeti göremez.
Aşkın içinde bulunduğu krizin tek nedeni başka Başka'ların bolluğu değil, şu anda yaşamın bütün alanlarında meydana gelen ve benliğin giderek daha da narsistleşmesinin eşlik ettiği, Başka'nin aşınma sürecidir. Başka'nın ortadan kayboluşu, ne feci ki çoğumuz farkına bile varmadan ilerleyen dramatik bir süreç