Ne olurdu herkes gibi bir adam olsaydı? Hiç.. Ama belki daha uzun yaşardı. Belki ağır ağır çürüyerek yaşlanır, kamburlaşır "Aylar geçiyor sen bana hâlâ geleceksin" şarkısını unuturdu.
İslamiyet öncesi Türkler hakkında okuma yapmak isteyen arkadaşlarıma tavsiyem şudur ki: İlk önce kendi tarihçilerimizin kitaplarını okuyup belirli bir bilgiye sahip olduktan sonra ecnebi yazarların eserlerine müracaat edilmelidir.
Size şimdi bu kitapta geçen ve yanlış olduğunu düşündüğüm fikirleri paylaşmak istiyorum. Aslında bu bir istek değil, Maotun'(Mete Han)dan başlayıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar süregelen Türk şuurunun gereğidir.
"Tarihçimiz" Hunların(Tarihçinin değimiyle barbarların)Margus Barışı olarak bilinen başarısını şöyle yazmıştır: Bleda ve Attilla tehditlerinden vazgeçerek barbar dünyalarına geri çekildiler. Karşılığında, yıllık 700 pound altın vergiyle zararlar karşılandı. Bu miktar Ruga'nın 422 yılında aldığı miktarın iki katı ve her halükârda Hunlar ile Hun olmayanları bir araya getirmek için yeterli bir "başlangıç sermayesi...
Bu tamamen Hunların başarısını aşağıya çekmek niyetine yazılmış olan bir paragraftır. Gelelim benim söyleyeceklerime Atilla amcası Rua'nın(Ruga'da denilebilir) ölümü üzerine derhal harekete geçip Tuna'nın diğer kıyısında kurulu Margus(Bugünkü Orasje-Dobruca) şehrinde elçi Plinthas başkanlığındaki Doğu Roma heyetine barış şartlarını kabul ettirdi¹.
Margus Barış şartları yazma hacetinde bulunmuyorum çünkü internette aşikar şekilde bulunmaktadır. Barış şartlarına bakılacak olursa kati suretle Attilla ve Bleda arzularından vaz geçmeyip Doğu Roma'ya haraca bağlayıp üstünlüğünü kabul ettirmişlerdir. Yani kısacası geri çekilmek gibi bir şey söz konusu mümkün olamaz.
" Paragrafta geçen Başlangıç sermayesi terimi ise"Hunların tek başına birleşmeye ve devletleşmeye gücü yoktu. Ve bu devletleşme süreci Roma altınları sayesinde oldu" mânâsı içermektedir. Bu fikrede şöyle tenkit edip karşı çıkabiliriz. Şayet Hunlar devlet