Bir ilişki ve bağ geliştirebileceğiniz hiçbir insan yoksa, belki de sizi çok duygulandıran ve bakımınıza muhtaç bir hayvan vardır, böylece mutsuzluk halinin ortasındayken hayat yeniden bir anlam kazanır. Doğayla ilgili her temaşa ve her tecrübe, insana kuvvet devşirebileceği bir duyusal anlam aktarımı sağlar, zira açık ki her şey her şeyle bağıntılıdır doğada. Bir bahçeye bakmak veya sadece balkonda ki veya pencere pervazındaki bir bitkiyle meşgul olmak, yardımcı olur insana, çünkü doğadaki oluş ve tükeniş döngüsü, modern kültürün süratle geçip giden düzçizgisel zamanına kıyasla, bir melankoliğin kendini daha fazla yurdunda hissedeceği bir zaman formunu temsil eder.
İnsan eylemleri nin kuşkululuğu konusunda ve insanın varoluşunun esas itibarıyla nasıl hiçlik mesafesine inebileceği konusunda zi hinleri açık. Onları duygulandıran ve harekete geçiren, ha yatın olası trajikliğidir. Onların maruz bulundukları tehlike hayatı fazla yüzeysel görmek değil, uçurumun derinliklerin den çıkamamak, belki de kendi “kimliklerinin” çöküşünü yaşamak ve kendilerine yabancılaşmaktır.
Esastan acı veren bir şey, varoluşun aşılamaz yalnızlığıdır. Belki bu bilgiye insanlar her zaman vakıftılar ama benlik öne çıktığı oranda ağırlaşır bunun tecrübesi. Bu hayatı yaşayan benim, başkası değil. Mutsuz olmaya ve felakete açılan uçuruma doğru bakmaya katlanacak olan, benim. Bu hayatı nihayetine vardıracak olan benim, başkası bunu benden devralamaz. Bütün ötesine dair daldığım düşünceler de be nim düşüncelerimdir, sadece benim için bir anlam ifade eder bunlar, başkaları başka şeyler düşünürler ve bizi birbirimize bağlayan hiçbir şey yoktur - aşk, arkadaşlık veya hiç değilse bir hoşlanma dışında.
“Teslim olmak konusunda pek iyi değilim,” dedi. En azından savaşmanın anlamı kalmayana kadar. Yalnızca bir aptal hiç şansı yokken savaşmaya devam ederdi.