Ekofeministler, aktif birer de antimilitaristtirler. Savaşın varlığından ötürü erkekleri suçlarlar ve ölüme meydan okuyan eylemlerle iştigal eden bir erilliğe dikkat çekerler.
Üreme denilen doğal gerçekliği kadınların ikincilleştirilmesinin sebebi olarak görür ve ezilme durumunun sosyoekonomik
sebeplerini reddederler. Böylelikle, kadın ve
erkeğin doğuştan farklı olduklarını öne süren muhafazakar argümana güç verirler.
Kültürel feministler için heteroseksüellik,
erkek tahakkümü ve kadınların ikincilleştirilmesi demekti. Bu nedenle de pornonun, fuhşun, cinsel tacizin ve kadına şiddetin zeminini hazırlıyordu. Dolayısıyla, kadınların heteroseksüel ilişkileri bırakıp duygusal bağlılığı da içeren lezbiyen
ilişkilere girmeleri gerektiğini savunuyorlardı.
Kate Millett, "Özel alan politiktir"
diyerek, kadınların hayatlarında tekil olarak hissettikleri hoşnutsuzluğun bireysel başarısızlıklara değil, kadını ikincilleştiren
ve pek çok farklı biçimde baskılayan toplumsal sisteme bağlı olduğunu dile getiriyordu. Yani bir kadının kendi hislerinin, bu sebeple, politik olduğunu belirtiyordu.
Yasal değişikliklere ve kadınlar için devlet yardımlarına odaklandığı için, taleplerine erişme araçları olarak lobicilik ve imza kampanyalarını öne çıkarır. Liberal akım, faaliyetlerini çoğunlukla toplantılar, sözleşmeler ve değişim çağrısı yapan imza kampanyaları ile sınırlar. Kadınların
gücünü nadiren seferber eder ve açıkçası, yoksul kadınların büyük kitleler halinde, militanca seferber olmalarından korkar