Betül

palermo

, bir kitap okudu
Puan vermedi·294 syf.·
6 günde okudu
·
2026 61. kitabı
Vladimir Arsenyev
8.6/10 · 114 okunma
Betül
Filmi çok güzeldi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“A.Schopenhauer, devletin zorunluluğu insan soyunun kabul edilmiş adaletsizliği ve hukuksuzluğuna dayanır der. Haksızlığın ve adaletsizliğin olmadığı bir yerde kimse devleti düşünmeyecektir ona göre. Devleti soğuk canavarların en soğuğu ve yalancı bir yapı olarak değerlendiren irrasyonalist düşünürlerden bir diğeri olan Nietzsche'ye göre ise, devletin en büyük yalanı kendisini ‘halkın kendisi olarak göstermesi ve toplumsal huzura devlet aracılığıyla varılabileceğini ifade” etmesidir.
Siyaset
Düşüncenin Gücü isimli okura yanıt verildi
Betül
Alıntı için teşekkür ederim tam yerinde :) bence de devlet ne evrensel aklın ne de halkın cisimleşmiş halidr; tarihsel olarak egemen sınıfın çıkarlarını örgütleyen bir aygıttır. Devletin zorunluluğunu insan doğasına ya da soyut bir toplumsal düzen fikrine bağlamak yerine, onu sınıf ilişkilerinin ve mülkiyet düzeninin ürünü olarak düşünmek daha tutarlı
Babamı Ölümden Sonra da Ararken
Puan vermedi·208 syf.··
2025 25. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:03
“Bahçıvan ve Ölüm”ü okurken yalnızca bir kitapla değil, kendi hayatımın en kırılgan anlarıyla yüzleştim. Çünkü ben de babamı kansere kaybettim. Çocukluğumun en keskin hafızası, her gece odasına süzülüp nefes alıyor mu diye kontrol edişimdir. Bu sessiz ritüel, aslında ölümün gölgesinde yaşamanın ta kendisiydi. Kitaptaki anlatıcının kaygısında kendi çocukluğumun yankısını duydum. Ölüm, yalnızca hastayı değil; bütün bir aileyi içine çeken, zamanı parçalayan uzun bir bekleyiştir. Heidegger, insanı “ölüme-doğru-varlık” olarak tanımlar. Yani varoluşumuz, bilinçli ya da bilinçsiz biçimde, her zaman kendi sonumuzun bilgisiyle yoğruludur. Ama sevdiğimiz biri söz konusu olduğunda bu bilgi, en çok reddettiğimiz hakikate dönüşür. Ben babamın öleceğini hiçbir zaman inanarak düşünemedim. Çünkü insan, en sevdiğini ölüme yakıştıramaz. “Bahçıvan ve Ölüm” işte tam da bu inkârın, sevgiyle örülmüş bir körlüğün izlerini açığa çıkarıyor. Ölüm, sevdiğin kişinin bir anda yok olması değildir; ölüm, önce uzun bir bekleyiştir, ardından hâlâ yaşıyormuş gibi sürdürdüğün bir hayat. En sonunda ise, geride kalanla yeni ve kırılgan bir ilişki kurma çabasıdır. Freud’un dediği gibi, yasın görevi “kaybın gerçekliğini adım adım kabullenmektir.” Ama bu kolaylıkla gerçekleşmez; kimi zaman yas, kabullenmenin değil, sürekli reddedişin biçiminde yaşanır. Anlatıcının babasının eriyen bedenini okuduğumda, kendi babam gözümün önüne geldi. On bir yıl boyunca kansere direndi; bedeni her gün biraz daha zayıflasa da, ben onun öleceğine asla inanmadım. Çünkü insan, ölüme karşı elinde kalan tek silahı kullanır: hayal etmek, yaşatmak, inkâr etmek. Bu kitap bana, ölümün yalnızca bir yokluk değil, varlığın biçim değiştirmesi olduğunu hatırlattı. Mezarlığa gidememek, kabullenememek, hâlâ yaşıyor gibi hissetmek… Bunlar,
Edebiyat
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
A.D isimli okura yanıt verildi
Betül
Teşekkür ederim
Bad Boy Bubby/1993
Annesi tarafından yıllar boyunca bir odada kapalı tutulan, zihinsel ve duygusal olarak çocuklukta donmuş Bubby’nin hikayesini anlatır. Annesi, dış dünyanın zehirli olduğu yalanıyla onu toplumdan izole eder ve bu süreçte Bubby hem psikolojik hem de cinsel istismara maruz kalır. Eve annenin eski sevgilisinin gelmesiyle kapalı ve şiddet yüklü düzen sarsılır. Bubby, annesini ve onun sevgilisini öldürdükten sonra ilk kez dış dünyaya çıkar ve daha önce hiç temas etmediği toplumsal gerçeklikle yüzleşir. Film, Bubby’nin bu travmatik doğum sonrası dünyayla kurduğu tuhaf ve sarsıcı ilişkiyi merkezine alır. Film ensest, izolasyon ve dilin kötüye kullanımı üzerinden, bir insanın nasıl sağlıklı bir özne olamadığını gösterir. Bubby’nin hayatında baba figürü yoktur; anne hem sevgi nesnesi hem de otorite olarak tek başına yer alır. Bu durum, Freud’un tarif ettiği şekilde, çocuğun sınırları öğrenmesini ve suçluluk duygusunun gelişmesini engeller. Yani Bubby için yasak hiç kurulmaz. Rahatsız edici, grotesk, hatta iğrenç ama aynı zamanda kalbi paramparça eden bir film. Bubby bir canavar değil, dünyanın ona öğrettiklerinin yansıması.
Film
Betül
Uyarı: Herkesin izleyebileceği bir film değildir! Rahatsız edici içeriklere alışmış insanlara tavsiye edilir
Anarşizm nedir
Anarşizm kelimesinin anlam derecesini gösteren semantik çizgi "kaos" kelimesidir. "Kaos" durumu Yunanca anve arche kelimelerinin birleşmesiyle otoritesiz bir yaşama verilen ad olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasal düşünce tarihinde anarşizm, "insanlara yukardan hükmedilmesine karşı çıkan; bazı insanların bazı yasalar ve örgütler aracılığıyla başka insanları baskı altında tutmasını ortadan kaldırmak ve insanların kişileşmesine yol açmak amacıyla.”aşağıdan yukarıya doğru özgür bir örgütlenmeyi" öneren: toplumsal örgütlenme için böylesi bir ilke getiren sistemdir. Buna göre anarşist şu veya bu tür eylemlerde bulunan kişi değil; bu amaç ve bu amacın gerçekleşmesi için önerilen ilke ya da yolu seçen kişidir
Siyaset
Betül
Yaygın olarak düşünülenin aksine anarşizmin terörizmle alakası yoktur. Anarşizmi terörizmle eşitlemek, anarşist düşünürlerinde teröristlerinde şiddeti meşru göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Lakin anarşizmde şiddet iktidar ve devlete yönelirken, terörizmin böyle bir ayrımı yoktur.