Selfie bağımlılığını bencillik değil, insanın kendisiyle kurduğu narsistik ilişki üretmektedir. Selfieler içi boşalmış, özgüvensiz kendiliğin güzel, pürüzsüz yüzeyleridir. Günümüzde, eziyet çektiren boşluktan kaçmak için ya jilete, ya da akıllı telefona el atılmaktadır. Selfieler boş kendiliği kısa bir süreliğine güzel bir ışığın içine iten pürüzsüz yüzeylerdir. Ne var ki onları ters çevirdiğimizde, yaralarla kaplı, kanayan arka yüzlerine çarpıyoruz. Yani yaralar selfielerin arka yüzleridir.
İnsan kendisi için bile şeffaf değildir. Ben, Freud'a göre tam da bilinçdışının sınırsızca onayladığı ve arzuladığı şeyi yadsır.
"İd", Ben'e büyük ölçüde kapalıdır. O halde
insan psişesini boydan boya kat eden, psişik
sistemin kendisiyle uzlaşmasına izin vermeyen bir yarık vardır.
Orwell'in gözetim devletini belirleyen olumsuzluk ilkesi yerini olumluluk ilkesine bırakmaktadır. Başka bir deyişle ihtiyaçlar bastırılmamakta, tam tersine özendirilmektedir. İletişim baskı altına alınmamakta, tam tersine maksimize
edilmektedir. İşkenceyle elde edilen itirafların yerini özel alanın gönüllü olarak sergilenmesi ve ruhun dijital açıdan ışık altına sokulması almıştır. İşkence odası akıllı telefonla ikame edilmektedir.