Alıntısına denk gelip okumak istediğim kitaptı. Listeye eklemedim, devam edip etmeyeceğimi bilmiyordum çünkü . Yine de şimdi bitti ve birkaç meseleden bahsetmeliyim . Kitap argoyla , isyanla melankoliyle dolu ben bu duyguları yoğun yaşayan biri değilim öfkemi bile sessizce ağlayarak yaşarım, ağız dolusu küfür hiç etmedim haliyle okurken zorlandım . Ben ne okuyorum dedim kendime beni durduran kötü cümleler içinde gizlenmiş iyi cümlelerdi . Bunları da tek tek alıntı yapmakla uğraşmak istemeyip bu incelemede yer vereceğim. O halde kitabı okumama vesile olan alıntıyla başlayalım :
-Unutmuş gibi yaptığım her şeyi hatırlıyorum. Biliyorum hangi acımın hangi yarama denk düştüğünü. Sırf bu yüzden Loriana, aynaya bakarken gözlerimi gözlerimden kaçırıyorum.
Ne olur kimseye söyleme ama...
Çok yoruldum.
-Yürüyoruz,
Ellerin ellerimin dokunamadığı en tanrımsı şey
-Elbette ölümlerden bahsedeceğiz. Kötü olmak isteyeceğiz, bir kez daha kırılmamak adına
-Elbette uçurumlardan bahsedeceğiz. Dipsiz kuyulardan... Elbette kavuşulmamış masalların gerçekliğini savunacağız
-En zorudur, nefes alan birinin yokluğu. En zorundan bile daha zordur, size ölmüşsünüz gibi davranan birinin varlığı.
-Ve bence savaşmış olmak, kazanmış olmaktan daha mühimdir. Çünkü tarih; kaçanların değil, vurulanların adını ezbere bilir
-Birkaç yüzyıldır yorgunum ve birkaç asırdır tüm bunlar için çok küçüğüm
-Uykularım bölünüyor bazı geceler, korkunç bir labirentin çıkışını ararken yakalıyorum kendimi. Küçük bir kız çocuğu aralıksız yalvarıyor içimde..
Ama iyiyim..
-iyi ki doğdum!
“Haberiniz yok ölüyorum
-Neyi hakettiğinin kimse için bir önemi yok
-Sen, ” dedi, “şu denizin dibindeki balıklara benziyorsun. Onlar kadar çaresizsin. Hem birileri seni oradan çekip çıkarsın istiyorsun, hem kaçıyorsun yanına