Penceredeki hayvanlar gözlerini domuzlardan insanlara, insanlardan domuzlara çevirip durdular, son bir defa önce domuzlara sonra insanlara baktılar ama artık insanı domuzdan, domuzu insandan ayırmanın imkanı yoktu.
Aşkın tehlikelerini bilerek kendini ebediyen bu duyguya kapatan ben değil miydim? Karasevda, gözleri bağlı olarak bir uçurumun kıyısında yürümek değil miydi? Birine sevdalanmak, donmuş bir gölge, nerede ve ne zaman kırılacağını bilmene imkan olmayan ince buzlar üzerinde yürümek anlamına gelmiyor muydu?