Yaşar Kemal denince akla genelde uzun romanlar gelir ama Üç Anadolu Efsanesi bambaşka bir tat bıraktı bende. Bu kitapta olaydan çok anlatılan ruh var. Anadolu’nun sesi, suskunluğu, direnişi ve kaderle inadı yan yana duruyor. Okurken şunu hissettim: Bu hikâyeler sadece geçmişte kalmış efsaneler değil; hâlâ aramızda dolaşan insanlar, hâlâ yaşanan acılar ve hâlâ bitmeyen umutlar. Yaşar Kemal, Anadolu insanını anlatırken ne yüceltmeye çalışıyor ne de acındırıyor. Olduğu gibi, çıplak ve gerçek hâliyle veriyor. Dil yine bildiğimiz gibi güçlü ama yormuyor. Cümleler sanki bir köy odasında anlatılıyormuş gibi akıyor. Bazen bir ağıt, bazen bir başkaldırı, bazen de kaderle sessiz bir hesaplaşma hissi veriyor. Bu kitabı okurken şunu düşündüm: Anadolu sadece bir coğrafya değil, bir hafıza. Ve Yaşar Kemal bu hafızayı en iyi anlatan yazarlardan biri. Kısa ama etkisi uzun süren bir kitap. Bitince kapağını kapatıyorsun ama içindeki ses susmuyor. Yaşar Kemal’i sevenler zaten kaçırmamalı; hiç okumamış olanlar içinse çok iyi bir başlangıç. Çünkü bu kitap, Anadolu’yu anlamak isteyen herkes için küçük ama çok güçlü bir kapı aralıyor. Yaşar KemalÜç Anadolu EfsanesiArvas