Yaşamaya Dair
Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesela,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
Yani o derecede, öylesine ki,
Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
Insanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından.
-Sen ne kaybettin geçmişinde bunu bilmiyorum. Ama unutma. Onu hiç bulamayacaksın.
-Hiç bulamamaktan daha acısı var biliyor musun ? Her kapıyı çalacaksın. Her defasında buldum sanacaksın ama hiç bulamayacaksın.
Ölmeden toprağa gömülmüş, toprak altındaki tabut içerisinde feryat edip sesini duyurmaya çalışan biri gibiydi adeta. Yukarıda onu hiç kimse duymuyordu, insanlar oradan yürüyüp geçiyor, onun sesi de adımlara karışıyordu.