“İnsan, dünyada bir yolcudur; ne geldiği yer kendinindir, ne de gittiği yer. Sahip olduğunu sandığı her şey, aslında emanet edilen bir gölgeden ibarettir. Hakikat, gözle görülen değil, kalple hissedilendir. Çünkü göz aldanır, ama kalp Rabbin nuruyla aydınlanırsa asla yanılmaz. İnsan, arayış içinde olduğu sürece var olur; ancak gerçek huzuru, Rabbine yöneldiğinde bulur. Zira her yol O’na çıkar ve her dönüş yalnız O’nadır.” (Bakara, 156: “Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.”)
Yüreğinizin ortasına ince bir neşterle kesik attıktan sonra bu da geçer diyip, arkasını dönüp giden insanlar girecek hayatınıza. Onlar giderken iki şansınız olacak. Ya onların kazanmasına müsade edip, yüreğinizi kaybedeceksiniz ya da o yaraya avuç içinizi bastırırken onları yenip kendinizi kazanacaksınız.
İyi dinleyin beni. Canınızı yakanları affederken yüreğinizden neleri kaybettiğinizi düşünün ve sonra bir karar verin. Unutmayın, evinizi yakanlarla yan yana seyahat etmek medeniyet değil ilkelliktir.