Gerçeklik ve sanal arasındaki fark buydu.
Gerçeklik, sevdiğiniz kişileri kaybedebileceğiniz bir yerdi.
Gerçeklik, kalbinizdeki çatlakları hissedebileceğiniz bir yerdi.
Saat on ikiyi bulduğunda nereye gideceksin?
Kendinle yüzleşince ne yapacaksın?
Ne yaptığını bilerek nasıl yaşayacaksın?
Ruhun çoktan göçüp gitmişse, nasıl öleceksin?
‘Gözlerini mucizelerle doldur, hayatı on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa,’ dedi. ’Dünyayı gör. Fabrikalarda üretilen veya bedeli ödenen herhangi bir rüyadan daha fantastiktir o. Garanti isteme, güvenlik isteme... öyle bir hayvan hiç olmadı. Olsaydı bile her gün, bütün gün bir ağaçtan baş aşağı sarkan, hayatını uyuyarak geçiren büyük tembel hayvanla akraba olurdu. Bunun canı cehenneme... ağacı sars ve o büyük tembel hayvanı kıçının üstüne düşür,’ dedi.