Aryan

Makinenin hizmetçilerine toplum diyoruz. Bu toplumsal döküntülerin özgürlük hakkında konuşma küstahlığı. Nereden çıkıyor? Kendi özgür alanları ve zamanları mı var sanki? Köyden köye, şehirden şehre dolaşıp dilenen ve arada sırada öyle ya da böyle ekmeğini çıkaran aylak bile bu ruh yoksunu tiplerle karşılaştırıldığında kral sayılır. O aylak kendi kendinin efendisidir. Zamana ve kendi alanına hakimdir. Özgündür. Avlanır, kendi kısmetini yaratır. Cesur bir hayat yolcusudur. Toplumda yüksek yerlere gelmiş tanıdığım insanların hepsi zavallı kölelerdi. Sabahtan akşama susmak bilmeyen telefonları, toplantıları, para alışverişleri, ziyaretleri, zorunlu sosyal sorumlulukları… Tek kelimeyle etraflarındaki her şeyin kölesi olmuşlar. Her yerde sadece tek bir kelime duyuyorum: para! para nedir ki? Sahibini dalkavuğa çeviren kağıttan bir güç. Çalışanlar ve diğer işçiler hayatın onları mahrum bıraktığını söyleyip ağlarlar, çünkü ceplerindeki para sürekli yüksek yerlerdekilerin ceplerine akar. Şükür etmeliler. Yüksek yerdekiler o kağıttan gücün yapacaklarının korkusuyla uykularından olurken kendileri günde sadece 8 saat kölelik yapıyorlar. Hep bir tür adaletin peşinde olduklarını söylerler. Hadisene! onlar sadece parlayan kel kafaları ve koca göbekleri kıskanıyorlar.
Reklam
Ben amaçları olan bir adamım.Ama her başarı sağlam bir temel gerektirir.Şu anda temelleri atıyorum, çünkü kısmi bir başarıyla asla tatmin olamam.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil,aksine psikolojik bir hastalıktır.
Eskiler , sahte fikirlerini soylu bir nesle aktarmışlardır; modernler ise sadece korkunç kürtajlar üretmişlerdir. Teorileri onları, tiranlık, fanatizm ve Yoksunlukla birlikte kınadıkları tüm hükümet ilkelerine karşı silahlandırmıştır.” Toplumun yıkımını önlemenin” Voltaireci yolu, dinin fanatizminın, hukukun despotizminin, sanayinin ve ticaret ile lüksün ve yozlaşmanın diğer adı olduğu bahanesiyle dini, hukuku, Sanayi ve ticareti yok etmektir.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Tanrı dilemedikçe hiçbir uygarlığın yere düşmeyeceği kesindir ;antik rahipler tarafından yanlış bir şekilde izole gerçekler olarak kabul edilen bazı çarpıcı Felaketleri açıklamak için kullanılan kutsal formülü tüm toplumların ölümlü durumuna uyguladığımızda, biz, tüm toplumların arayışını yönetmesi gereken birinci derecede önemli bir gerçeği, bu dünyanın gerçeklerini ileri sürmüş oluruz. Ama eğer siz dilerseniz, tüm toplumların günahkar oldukları için mahvolduklarını kabul edebilirsiniz ve ben de bu konuda sizinle aynı fikirde olurum; ama bu sadece, günahta yıkımın tohumunu bulan bireylerin durumuna gerçek bir paralellik gösterir. Bu bağlamda, insan topluluklarının üyelerinin kaderini paylaştığını söylemekte bir sakınca yoktur; onlar da diğerleri gibi sözleşmeyi bozarlar ve benzer bir sona ulaşırlar.
Reklam