Kadınlar olarak, kendimizin ölü ve parçalanmış kısımlarımızı geri çağırmak, hayatın kendisinin ölü ve parçalanmış kısımlarını geri çağırmak bizim meditasyon pratiğimizdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşlı kadın kemikler üstüne şarkı söyler ve o şarkı söyledikçe, kemikler ete bürünür. Biz de, bulunduğumuz kemiklerin üstüne ruh döktükçe “oluşuruz”. Özlemlerimiz, ve hayal kırıklıklarımızı gençken olmaya alıştığımız şeylerin, geçmiş yüzyıllarda bilmeye alıştığımız şeylerin kemikleri üstüne ve gelecekte hissettiğimiz diriliş üstüne döktükçe, dört ayak üstünde sağlamca dururuz. Ruh döktükçe yeniden canlanırız. Zayıf bir çözelti, eriyen narin bir şey olmaktan çıkarız. Hayır, dönüşümün “oluş” evresindeyizdir artık.
Kemikleri toplayan yaşlı, içimizdedir. Bu vahşi Benliğin ruhsal kemikleri içimizdedir. Bir zamanlar olduğumuz yaratık gibi tekrar ete kemiğe bürünme potansiyeli içimizdedir. Kendimizi ve dünyamızı değiştirecek kemikler içimizdedir. Soluk, içimizdedir, doğrularımız ve özlemlerimiz de; bunlar hep birlikte bir şarkıyı meydana getirir, söyleme arzusuyla yandığımız yaratılış ilahisini.
Evlerimizi geçemez hayallerimiz. Aynı şarkıyı aylarca söyleyecek kadar yoksuldur aşkımız. Mihrabı çarşılardır güzelliğimizin. Var olmak için sokakları doldururuz. Ölüm bir uzak söylentidir, anlayamadığımız. Unutmaktır en büyük onurumuz.
Bizler, kötülüğün küçük tanrıları... Kendi ölüsüne secde edenler... Yaşarız bizim diye, başkalarının biçtiği bir hayatı...
Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git...
Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!