Yazgıdan kaçmaya çalışmak boşuna değil miydi? Hem sonra içimdeki onur kırıcı hayalleri besleyen yalnız ben miydim? Kıyıda şarkı söyleyen şu yaşlı analar ve kaderlerine meydan okuyan şu genç erkekler, hayatın içe saydığı hayaller kurmuyorlar mıydı? Neden yalnızca yüzünün şekli bozulmuş bir cüce hayallere sahip olsun? Eğer bu hayaller benim ruhumu eziyorsa onlarınkini eziyor mu? Yazgısını hak etmeyen yalnızca ben miydim? Yazgısını kim hak ederdi ki? Yazgı adaletsizdir. Ve yazgıımızdan sorumlu olan tanrı ise tanrı adaletsizdir.
21 yaşındaydım ve bu yaşıma kadar ilkbaharın varlığını fark edip etmediğini merak edebilirsin. Bilemiyorum. Belki de bu kış geçen kışlara göre daha uzun ve daha acımasızdı ve ilkbahar herzamankinden daha çok bu hüzünlü mevsimle çelişiyoryordu.
İnsanların kendi yollarını seçtiğini ileri süren düşünce ne kadar dayanmış. İnsan yüzlerce yol seçebilir. Ancak bunlar çıkmaz sokaklardan başka bir şey değildir.
Bütün talihsizler birbirine benzer. Bir cüce, kendini acı çeken bir devre eş tutabilir. Acı, belki de tek eşitlik formüldür. Ve insanlar acı içindeyken hep birbirlerine benzerler.