3 bölümden oluşan kitabın sonunda, Pınar Kür' ün İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine yazılmış bir savunması yer almakta. Bu savunmada yazar kendi kitabının incelemesini de yapmıştır ya da yapmak zorunda kalmıştır. Çünkü yazarın kitabı yasaklanmıştır. Sebep ise cinsel dürtüleri uyandırmak amacıyla yazılmış olması iddiasıdır.( Bence sebep kesinlikle politiktir.) Gerçek bir olay ele alınarak yazılan bu romanda yazarın amacı "kadın" üstündeki toplumsal baskıyı, kadını ezen, hor gören, başkalaştıran, kıymetsizleştiren zihniyeti ve yargıyı eleştirmek, toplumun her şeyi gören fakat kılını kıpırdatmadan, kendi çıkarlarına göre hareket eden her bir bireyini omuzlarından tutup sarsmak, kendine gel demek; 3. sayfadaki kadınları ve sözümona adaleti okurun gözüne sokmaktır.
İlk bölüm de bilinç akışı tekniği ile aktarılan hastalıklı düşüncelere sahip bir yargıç ve onun kadın düşmanı erkek zihniyetini okuyoruz. İkinci bölümde yine bilinç akışı tekniği ile toplum tarafından baskılanmış, bastırılmış, susturulup kullanılmış, ezilmiş ve kullanılmış, kullanılmış, kullanılmış, kullanılmış kadın Melek'in kafasındakileri, son bölüm de ise kendisini kurtarıcı ilan eden, ifade gücü kuvvetli, fakat içinde bulunduğu toplumdan çok da farklı olmadığının tüm bunları yazarken farkına varan bir gencin anlatısını okuyoruz. Fakat okurken de, okuduktan sonra da sinirlenmemek elde değil. Nitekim yazar "Romanımda çarpıcı, sarsıcı, rahatsız edici bazı sahneler olduğunu kabul ediyorum. Ancak, sanatın, edebiyatın işlevlerinin biri de zaten budur:Okuru sarsmak, uyarmak, rahatını bozarak o güne değin farkında olmadığı ya da yeterince önem vermediği birtakım gerçekleri algılamasını, kavramasını sağlamak. " sözleriyle niyetini açık etmektedir.
Son olarak baş karakterimiz Melek ile örtüştürülen, Kağızmanlı