Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz?
Düpe düz sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!
Kısa bir süre önce Ahmet Ümit' in "Patasana" adlı romanını okumuş ve polisiye olarak beğenmesemde, düşünsel bir metin olarak beğendiğim için kitaplarına bir şans daha vereceğimi söylemiştim. Bunun üzerine "Kukla" ' yı okudum.
Öncelikle kitabın konusu, Adnan adlı baş karakterimizin sıradan ve sıkıcı hayatına bomba gibi düşen bir cinayet vakasıyla birlikte, bu olayın içinde kalıp hayatta kalmaya ve gerçeği çözmeye çalışmasıdır. Adnan, gazeteci olarak çalışan, bir süre sonra sürekli aynı rutin içinde gidip gelmekten sıkılan, hayatın boş olduğunu düşünen ve kendini içkiye vuran bir karakterdir.
Kitap genel olarak yine Ahmet Ümit 'in hayat üzerine düşünceleri, kamu spotları ve insanı düşünmeye yönlendiren sözleri ile derinleştirilmişti. Her ne kadar "PATASANA" ' yı polisiye olarak beğenmemiş de olsam, "KUKLA" ' yı bir polisiye olarak da beğendim. Olay örgüsü ve kişilerin bağlantıları iyi kurulmuştu. Öte yandan "Susurluk kazası" gibi ülke tarihimiz için önemli olayların arka planını okuyucuya sunmayı hedefleyen bir kitap olması da bu romanı benim için bir üst seviyeye çıkarmıştı. Yazar romanda "Derin devleti" gözler önüne sermişti. Kitabın beğenmediğim tek kısmı ise Adnan' ın içsel konuşmalarının gereğinden fazla uzun olup, kitabın akıcılığını engellemesi ve hikayeyi sıkıcılaştırması oldu.
Kısacası bence polisiye kitapları sevmenin yanı sıra tarihsel olayların arka planınıda merak eden biriyseniz okumalısınız.
KuklaAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 20199,6bin okunma