Erkeklerin engelleyici ve kusurlu olduğunu anlamaya başlamıştım. Hayatlarını gerçekten olmak istedikleri gibi yaşamıyorlardı; gerçekten öyle yaşasalar büyük olasılıkla ve bu yüzden onlardan nefret ederdik.
Kadir Mevlâm, budur senden dileğim
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim
İllere vermişsin nedir günahım
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim
Gerdanı bir karış, bensiz olmasın
Gayet güzel olsun densiz olmasın
Uzun boylu olsun cansız olmasın
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim
Tavus kuşu gibi göğsü nakışlı
Güvercin duruşlu keklik ötüşlü
Üsküfün aldırmış şahin bakışlı
Ver bana bir güzel gönlüm eğleyim
KARACAOĞLAN der ki, kılalım namaz
Hakk’a eyleyelim daima niyaz
Altından kırmızı, pamuktan beyaz
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim.
İnsanlar kendilerinden daha çok şey bilen birini çevrelerinde görmekten hoşlanmazlar, sinirlenirler. Doğru konuşarak onları değiştiremezsin, kendileri öğrenmek istemelidir, onlar öğrenmek istemiyorlarsa bir şey yapamazsın, çeneni kapar ya da onlar gibi konuşursun.
Kötümser, ‘İşler daha kötü olamaz’ diye feryat ederken, iyimser, ‘olabilir, daha kötüsü de olabilir’ dermiş. Şimdi söyle bakalım sen iyimser misin, kötümser mi?