Asım yaman

“Hem ne diye kaçacağım? Burası yeterince tozlu, boğucu, bu evin içi yeterince pis değil mi... bütün bu salonlarda iş güç sahibi insanların arasında fare ürkekliğiyle, bitpazarı telaşıyla dolaşıp durmuyor muyum... kentte kalmış, bir yere gitmemiş bu insanlarin yüzünde sabahtan akşama kadar yeterince kendini beğenmişlik, koyu bir küstahlık, küçük ruhlarının yüreksizliği, kúçük yüreklerinin tavukkarası körlüğü yeterince yok mu? Doğrusu, benim gibi sinirleri zayıf biri için cennet burası! Her şey apaçık, aydınlık burada... Yazlıklardaki ya da yurtdışında içmelerdeki bizim beyler, hanımefendiler gibi bir şeylerini gizlenmeye bile gereksinimleri yok... Yani burada yalnızca içtenlikleri, sadelikleri nedeniyle herkes çok daha saygıya değer... Hiçbir yere gitmeyeceğim! Patlayacağım burada, ama gene de gitmeyeceğim!.."
Sayfa 286·Kitabı okuyacak
Zacharius Usta ürperdi ve tiz bir sesle, dine küfür anlamına gelen şu sözleri okudu: 'İnsanoğlu bilimin kölesi olmalı, onun uğruna yakınlarını ve ailesini feda etmelidir.' - Evet ya, diye haykırdı, bu dünyada bilimden ötesi yok!
Sayfa 47·Kitabı okudu
Bilim
..., günün her anının kullanımına ilişkin bir özdeyiş beliriyordu. Zacharius Usta bir zamanlar, bu özdeyişlerin peş peşe gelişlerini tamamen Hıristiyanca bir itinayla ayarlamıştı; dua, çalışma, yemek, eğlence ve dinlenme saatleri dini bir disiplin çerçevesinde art arda geliyor, özdeyişlerdeki tavsiyelere titizlikle uyan birini hiç kuşkusuz selamete eriştiriyordu.
Sayfa 43·Kitabı okudu
- ... Zacharius Usta her zaman şeytanla birlikte hareket etti! - Efendimin saatlerinin çaldığı güzel çan kulelerini hesaba katmadınız demek ha? diye tekrar söze başlıyordu kadıncağız. Dua ve ayin saatlerinden kaç defa haberdar oldunuz onun sayesinde! - Kuşkusuz öyle, diye cevap veriyorlardı. Ama kendi başlarına çalışan ve gerçek bir insanın yaptığı işi yapabilen makineler icat etmedi mi? - Cenevre şehrinin satın alacak parayı bulamadığı, Andernatt Şatosu'ndaki o güzelim demir saati şeytanın çocukları yapabilir miydi peki? diye sözünü sürdürüyordu Scholastique, öfke içinde. Her saat başı güzel bir özdeyiş beliriyordu kadranda, bir Hıristiyan bu özdeyişleri hayata geçirse dosdoğru cennete giderdi! Bu da şeytan işi mi yani?
Sayfa 33·Kitabı okudu
Din
Hukukta zamanaşımı icat edilmemişti, fizik ve astronomi bilimleri hesaplarını titizlikle elde edilen kesin ölçümlere dayandırmıyorlardı; ne belli bir saatte kapanan kurumlar, ne de dakikası dakikasına yola koyulan katarlar vardı. Akşamları yat borusu çalınıyor, geceleri de, sessizliğin ortasında avaz avaz saatler bildiriliyordu. Elbette ki, hayat yapılan işlerin niceliğiyle ölçülürse, daha az yaşanıyor, ama daha iyi bir hayat sürülüyordu. Şaheserleri hayranlıkla seyretmenin yarattığı soylu duygular ruhu zenginleştiriyor, sanat arkadan atlı kovalıyormuş gibi yapılmıyordu. Bir kilise iki asırda inşa ediliyor, bir ressam ömrü boyunca ancak bir iki tablo yapıyor, bir şair sadece tek bir seçkin eser meydana çıkarıyordu, ama asırlar boyunca takdir edilecek şaheserlerdi bunlar.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Hayat