Hepimiz biraz suçlu değil miyiz engel olamadığımız ölümlerden ve mutsuzluklardan sanki? Yangınları,cinnetleri,yoksullukları,savaş ve hırsızlıkları seyrederken,hepimiz biraz katil,biraz hırsız ve biraz da fesat değil miyiz yani? Haydi canım,dont’t be shy! Hepimiz öyleyiz!
Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi,sözleri,elleri,tavırları,gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.
Mutluluk mu? Mutluluk güneşe bırakılan süt,kış sineği ve erken bahar çiğdemleri kadar kısa ömürlüdür.Sırtı denizatınınki kadar kırılgandır.Sırtına atlayıp uzaklara koşturabileceğin bir kısrak değildir.Üzerine kiliseni veya devletini kurabileceğin temel taşı değildir. Mutluluk tarih kitaplarına girmez, vakayinamelere ve yıl kayıtlarına da girmez. Mutluluk sadece abece kitapları ve yabancı dil konuşma kılavuzları,üstelik yeni başlayanlarınki içindir. Belki grameri en kolay olduğundan daima şimdiki zamandadır.Sadece orada herkes mutludur,güneş parlıyor,çiçekler mis gibi kokuyor,denize gidiyoruz,geziden geliyoruz,affedersiniz,yakınlarda güzel bir lokanta var mı…