“Şeker Portakalı”, yoksulluğun içinde sevgi arayan küçük bir çocuğun, Zezé’nin hikayesidir. José Mauro de Vasconcelos, çocuk gözünden yetişkin dünyasının sertliğini anlatırken, bizi hayal gücünün iyileştirici gücüyle buluşturur. Zezé’nin şeker portakalı ağacıyla kurduğu dostluk, yalnızlığın içinden filizlenen bir umut gibi parlıyor. Kitap, içimizi hem ısıtıyor hem sızlatıyor; çünkü Zezé hepimizin bir köşesinde kalan o kırılgan çocuk.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos
“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Aciz kişi de, nefsini duygularının ardına düşüren ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören)dir.”
Tirmizî, Kıyâmet 25. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 31
“Dilin zikirde ama kalbin gaflette ise,
bu zikir şekilden öte geçemez.
Zikir, kalpten geldiğinde sahibini arındırır.
Kalbin Allah’la meşgul olması,
en büyük ibadettir.”
“Allah’ım…
Sana ulaşmak istiyorum ama içim kalabalık…
İnsanlar, sözler, acılar, hayaller dolmuş kalbime…
Oysa biliyorum, kalbim Senin evindir.
Gel, içimde ne varsa al götür.
Beni benden temizle.
Unuttuklarımı hatırlat,
Unutamadıklarımı affettir.
Kalbimi, sadece Senin adını anan bir yere çevir.
Sükûnetimi insanlarda değil,
Sende bulanlardan eyle…
Ve her duamı Senin razı olacağın yollara yönelt…
Âmin.”
Abdülkadir Geylani