“İnşallah dediğin gibi olur Abdullah.Ama bunun için otuz üç evlat ve bir de küçük Muhammed gerekir . Dilerim Rabbim’den, Kostantiniyye fethedilirken beni de o ordunun içine katar inşallah!”
Kalp, sadece kan pompalayan bir kas değil;Eski Mısırlılar haklıydı; o, ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer. Kötü bir şey olacağı hissi düşünceden önce geliyor; beyin korkuyu kelimelere dökmeden kalp çoktan etkilenmeye başlamış.
Devlet, ne olduğunu tam olarak kimsenin çözemediği ama herkesin hissettiği bir mekanizmaydı, görünmez bir el gibi, her yerde, her an insanın peşini bırakmayan bir domino sistemiydi. Her nefes alışında, kendine bir alan açmaya çalıştığı her yerde, o soğuk eliyle omzuna dokunur, “Burdayım,” derdi. Bir gölge gibi peşindeydi, sürekli ensesinde, her adımda, her nefeste.