Kitap, kitabı okuduğunuzda bazı yerleri anlayamayacağınız kadar karmaşık bir dile sahip. Bir cümleye başlıyorsunuz, cümle bitmeden cümlenin başında ne dendiğini unutuyorsunuz ve çok ağır ilerliyor. Sıkılmanız olası.
(spoiler)
Onun dışında Josef K. isimli bir adamın sabah aniden tutuklanması ve bu tutuklama sürecinde Josef. K.'nın duyguları, davasının hayatını ve işini nasıl etkilediği, davasıyla ilgili çözümlerin yolunu araştırması, ülkedeki mahkeme sürecinin, mahkeme süreci sonrasının nasıl işlediğini ele alan bir kitap olmuş. Josef K. önce davayla ilgili hiçbir endişe içeren hisse kapılmıyor, akışına bırakıyor. Amcasının onu zorlamasıyla bir avukata gidiyor, ondan sonra bir süre daha davayı umursamıyor hatta o kadar umursamıyor ki, avukatının evindeki kız Leni ile bile yaklaşabilme cesaretini gösteriyor, fakat sonunda K.'nın aklına bu dava olayı giriyor ve bundan neredeyse işlerini zamanında tamamlayamayacağı kadar etkileniyor. Yâni kitapta denildiği gibi: "Bu davalar insanı o kadar çok etkiliyor ki, sanık dünyayı unutuyor." Dava sürecinin iki tane çözümü var: Birincisi' sözde beraat', ikincisi 'sürüncemede bırakma',fakat hiçbir şekilde bir kurtuluşa ermek gibi bir durum yok bu iki çözümün nihai sonucu olarak. Davanın başlamasının bir dert, sürmesi bir dert, karara bağlanması, her şeyi bir dert olan, yıldırıcı bir hukuk sistemine atıfta bulunulmuş. Okurken ben yıldım. Zaten K.'nın suçu da belli değil fakat adam suçsuzluğunu ıspatlamak için kapı kapı dolaşıyor. Block'un avukatın karşısında el pençe divan durması, K.'nın rahiple oturduğunda rahibin anlattığı' bekçi ve köyden gelen adam hikâyesi', bu hikâyede yürütülen mantık sonucu ulaşılan sonuçlar da güzeldi. Köyden gelen adam, yasa kapısına gelmeden önce özgürdür fakat yasa kapısına geldikten sonra (yâni yasaların