Uzayan ilişki, nikaha dönüşmediği sürece, gözleri bağlanmış değirmen eşeğinin akşama kadar aynı yerin etrafında dönüp durması gibi tekrara düşüyor. Bir ilişki en fazla 6 ay sürmeli -ki bana 3 ay bile çok. Sonrasına tahammül edemiyorum. Her gün aynı saçmalıkları dinlemek ruhumu sıkıyor- sonra ya evlenmeli ya da ilişki sona ermeli. 6 ay gibi bir süre makul ve bu süre zarfında üç aşağı beş yukarı tanırsın. Geri kalanını aynı evde yaşamadan anlayamazsın. Evin içine girmeden kimse kimseyi hakkıyla tanıyamaz, zira uzaktan herkes herkese insan. Ne mal olduğu aynı evin içinde anlaşılır. Bizim insanlarımız kadın-erkek fark etmez, “el iyisi, ev delisi” dir. Dışarıya karşı melek gibidir ama kendi eşine karşı geçimsizdir. Dışarıda bir kadının eline kıymık batsa genel cerrah kesilir ama kendi karısının üstünde odun kırar; kadın farksız mı, kendi kocasına ağzına geleni söyler, aşağılar, adam yerine koymaz, ama dışardaki herife kıvırarak konuşur, kibarlık yarışına girer. Demin marketten çıkarken bir kadınla aynı anda farkında olmadan çıkıyormuşuz; aslında o benden evvel davranmış ama benim sırtım dönük olunca göremedim onu. Sonra durdu buyrun dedi, ben de siz buyrun dedim, o bana lütfen siz buyrun dedi, peki buyurayım bari dedim ve çıkıp gittim. Ama ben onun kocası olsaydım gözün kör mü önüne baksana derdi. Neyse sözü uzatmayayım, insanlar yabancı konumda iken riyakar insanlık gösterişinde bulunurlar, hayvanlıklarını kamufle ederler. Bu hep böyleydi ve bundan sonra da böyle olacak. İlişkileri uzatmanın bir manası yok. Hem bizler inançlı insanlarız, birbirimize haramız ve tanışma adı altında bu görüşmeler helal olmuyor. Sürekli günaha girmeye de gerek yok. Vesselam!