SON 250 YILIMIZ…
Bu kitap bence liseden itibaren ders kitabı olarak okutulmalı. İnsanların kulaktan dolma veya dizilerden bozma bilgiler yerine zengin kaynakça ile beslenmiş böylesi kitaplarla geçmişlerine daha yakından bakma ve muhakeme yapma becerisi edinmeleri gerekir. Özellikle de gençlerin.
Kitap Cumhuriyet tarihine ışık tutmak adına Osmanlı’nın Batılılaşma bataklığına düştüğü yerden yani Kanuni’nin ölümü ile başladığı varsayılan Duraklama ve sonrasında gelen Gerileme dönemlerinden başlıyor ve bölümler halinde ilerliyor. İki asır yedi yüz sayfaya sıkmadan, bunaltmadan sığdırılmış.
Kitapta
Osmanlı’nın geniş bir coğrafyada hakimiyet kurması ama idare etmeyi sistemli bir hale dönüştürmeyi bir türlü başaramamış olması eleştirel bir gözle odağa alınmış. Hanedan silsilesi, taht oyunları ve liyakat kültürünün benimsenememiş olması yönetim zaafiyetini etkileyen unsurlar içinde vurgulanarak satırlara dökülmüş.
Dışarıdan bir gözle bakıldığında;
Batı’nın sosyal, bilimsel ve ekonomik gelişmelerle hızla ilerlemesi yerini bir süre sonra, savaşlarla hareket alanlarını genişleterek sömürü ağının kurulmasına bıraktığında Osmanlı çoktan ‘Hasta Adam’a dönüşmüştü.
Rusya ve Avrupa arasında sıkışıp kalmış çok uluslu bir devlet olmasının faturasını bitmek bilmez savaşlarla ve azınlık (milliyetçilik) sorunlarıyla boğuşarak ödemiştir.
Islahat ile başladığı varsayılan yenileştirme ve iyileştirme adımları ordu, yönetim ve adalet sistemlerinde yer yer baskı ve zor kullanılarak sağlanmaya çalışılırken halk denen sessiz yoğunluk, bu topraklarda adet olduğu üzere bedel ödemeye mahkum edilen güruh olarak bu yeniliklerden pek de etkilenmemiştir.
Ordudaki üst düzey subaylar, saray ve çevresini kuşatan ulema sınıfı ile devletin yüksek memurları refahlarını Batı özentisiyle günbegün arttırırken
Olur olmaz şeyleri takmayacakmışım
Böyle buyuruyor bana ilerleyen yaşım
Bence haklı.
Çünkü benim işim, vaktimden daha çok: Tamamlanmayı bekleyen kitaplarım, araştırılmayı bekleyen dipnotlarım, bitirilmeyi bekleyen virdlerim, telafi edilmeyi bekleyen pişmanlıklarım, ziyaret edilmeyi bekleyen mekanlarım…
Düzelmeyecek insanları iyileştirmeye çalışmak sanırım beyhude bir iyimserlik ve zaman kaybı imiş.
Sen güzel bir niyetle birinde gördüğün kötü bir huyu iyi bir huya çevirebilmek için gayret edersin ama karşılığında bolca küfür yersin. Zaten Einstein’in dediği gibi, yüksek ruhlar her daim geri zekalıların şiddetli saldırılarına maruz kalır. İnsanlık tarihinin başlangıcından beri bu böyledir. Kapasitenle rekabet edemedikleri zaman itibarını zedelemek için uğraşırlar…
Şunu anladım ki, kumaşı bozuk olana bir şey veremezsin. Katranı ne kadar kaynatırsan kaynat, ondan şeker elde edemezsin. Bundan sonra hiçbir şeye karışmayacağım. Bazı hayatlar tek yaşanmalı; çünkü onların dengi yoktur.
Yıldırım Kerem Çambel
“Okullarda felsefe öğretsek 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur.Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden acı çekiyoruz.
Mesleki eğitimden önce ‘insanlaşma eğitimi' verilmeli.”
İoanna Kuçuradi