"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
"Hayır. Yanılıyorsunuz. Ruhun o coşkunluğu, tabiatın o ateşi olmazsa, hayattan bir maksat, bir lezzet anlayamam."
Yüreğe dinginlik gelince, insanı yerin altına koyuyorlar.
İnsanlar vardır ki menfaatleri müşterek olduğu için birbirini severler. Öyleleri vardır ki meselâ hayatları bir arada geçtiği yahut fikirleri, hisleri birbirine uyduğu için sevişirler. Fakat öyleleri de vardır ki menfaatleri, hayatları, fikirleri, hisleri birbirine tamamıyla yabancıdır. Fakat buna rağmen yine birbirlerine karşı bir ruh incizabı duyarlar. Bence sevginin asıl makbul nev'i budur Necdet, ve bizim arkadaşlığımız biraz bu nev'iden bir şey oldu.