Asmar Valizada

Asmar Valizada
@AsmarV
ADA University/IR
Baku, Azerbaijan
1 Ekim 2001
8 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Bir gün, aşk büyüleyici ışınlarıyla gözlerimi açtı ve ateşli parmaklarıyla ilk kez ruhuma dokundu . On sekiz yaşındaydım. Selma Karami cazibesiyle ruhumu uyandıran ve beni, günlerin düşler gibi uçup gittiği, gecelerin düğünler gibi geçip gittiği yüce duyguların o cennet bahçesine götüren kadındı . Güzelliğiyle bana Güzelliğe tapınmayı öğretti . Şefkatiyle aşkın sırlarını açtı bana. Sesiyle de manevi hayatın şiirinin ilk dizesini okudu . Hangi erkek, gençliğinin uyuşukluğunu tatlılığı ve saflığıyla korkunç , sarsıcı ve yıkıcı bir uyanışa dönüştüren ilk kadını hatırlamaz ki ? Hangi erkek o tuhaf zamanın hatırasının özlemiyle yanıp tutuşmaz ki ? Hangi erkek kendi dönüşümüne tanık olmak; gizem doğuran kedere rağmen , gözyaşlarına , arzulara ve uykusuzluklara rağmen o tatlı duygularla karşılaşmak için kalbinin derinliklerinin açılıp yayıldığını görmek istemez ki ?
İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu sorulara yanıt vermek kolay değil ; ama o zamana dek hiç yaşamadığım bir heyecan duyduğumu hatırlıyorum sadece . Yeni bir duygu , dinginlikle , usul usul kalbimi ona doğru çekiyordu . Bu duygu , dünyanın başlangıcından önce suların üstünde dolaşan Tanrı'nın soluğuna benziyordu . Selma'yla ilk karşılaşmam böyle oldu . Tanrı'nın iradesiyle gençliğimden ve yalnızlığımdan olduğu kadar kuşkularımdan ve bağlarımdan da kurtulmuş , özgürce aşka doğru gidiyordum . Çünkü aşk tek özgürlüktür bu dünyada . Ruhu öyle yücelere çıkarır ki , hiçbir gelenek ona erişemez , hiçbir doğal yasa ona sınır çekemez .
Edebiyat
Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette , ama mesele sadece mutluluk değildi . Önemli olan yaşadığını , hayatın bir anlamı , bir değeri olduğunu hissetmekti . Elinde çiçekler tutan beyaz gelinlik giymiş bir kızın mutluluğu gibi bir şey değildi bu . Daha derin bir varoluş sorunuydu . Dünyaya gelmiş olmamın bir anlamı var mı , bu yaşlı gezegene ya da üstünde yaşayan insanlara küçücük bir katkım oluyor mu gibi tuhaf soruların cevabıydı .
Etkinlik
Müziğin bazı insanları , diğerlerinden daha fazla heyecanlandırdığı, daha fazla etkilediği üzerinde durdular. Kreutzer Sonat yazarı Tolstoy'un , çalışırken ve bazı hassas dönemlerinde müzik dinleyemediğini konuştular. Büyük yazar müzikten çok etkilendiği için , duygularının fırtınaya tutulmuş yaprak gibi olduğunu , varlığının en temelden sarsıldığını söylüyor , bu yüzden müzik dinleyemiyordu. Max, arkadaşlarına, Nadia'nın da o insanlardan birisi olduğunu söyledi . Müziği bizler gibi “ güzel sesler " olarak algılayamıyordu o . Varoluşu temelden sarsılıyordu .
Edebiyat
Salon profesörü alkışlamaya başladı. Güzel sözlerin insanlar üzerindeki etkisi büyük oluyordu ama bu dü- şünceleri salonun dışına taşımıyorlardı. Her türlü ay- rimcılığı yapan insanlar, konferansta bu güzel sözleri alkışlamakta sakınca görmüyorlardı. Biraz sonra ola- ğan hayatlarına geri döndüklerinde, gene "insana insan olarak bakmayacaklar", her türlü ayrımcılık ve nefreti körükleyeceklerdi. Neden böyle davrandıklarını açıklamak için sık sık "ama" diyeceklerdi. "Doğru ama" diye söze başlayıp, lafta savundukları ilkelere aykırı bütün davranışlarına mazeretler uyduracaklardı.
1000Kitap