"Boo-zaa", dedi sokağa çıkınca. Haliç'e doğru, sonsuzluğa gider gibi inen bir sokaktan aşağı yürürken, gözünün önünde Süleyman'ın balkonundan gördüğü manzara canlandı. Şehre söylemek, duvarlara yazmak istediği şey şimdi aklına gelmişti işte. Bu hem resmi, hem şahsi görüşüydü; hem kalbinin hem de dilinin niyetiydi:
"Ben bu alemde en çok Rayiha'yı sevdim," dedi Mevlut kendi kendine.
Mevlut siyasi slogan yazar gibi şehre bildireceği görüşünün ne olması gerektiğini çıkaramadı. Belki de bu, gençliğinde yaptığı gibi duvarlara yazacağı resmi görüş değil, şahsi görüşü olmalıydı. Ya da her ikisini doğrulayan en derin şey olmalıydı bu söz.