·
Okunma
·
Beğeni
·
7.808
Gösterim
Adı:
Kum ve Köpük
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
48
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052194881
Çeviri:
Cemre Naz Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Kum ve Köpük
Kum Ve Köpük
Kum Ve Köpük
Kum Ve Köpük
Kum ve Köpük
Kum ve Köpük
“Ne büyük düşüncesizliktir karıncanın meşguliyetini çekirgenin şarkı söylemesinden üstün tutmak.”

“Yalnızca güzelliği yaşarız. Geri kalan her şey beklemenin bir türüdür.”

Kum ve Köpük, Halil Cibran’ın 1926’da yayınlanan, aforizmalarını derlediği kitabıdır. Cibran’ın felsefi fikirlerine, duygu ve düşüncelerine, hâlâ tartışmaya devam ettiğimiz pek çok konu hakkındaki kişisel görüşlerine yer verdiği bu kitapta odanızın duvarlarına asacağınız, geceleri kaçan uykularınızı kovalarken tartışacağınız birçok sözle karşılaşacaksınız.
George Gordon Byron " Bir damla mürekkep bir milyon kişiyi düşündürebilir. " diyor işte sizlere bunun ispatı olan 83 sayfa bi dolu Dünya. Okurken hiç sıkılmayacağınız az sayfaları olsun hatta o sayfalarda az yazıları olsun sizleri derin düşüncelere daldıracak bir kitap arıyorsanız doğru yerdesiniz. Halil Cibranin bu kitabi bunların hepsini karşılayan türdendir. Okurken bir girdabın içinde olacağınızı sürekli sizi derin düşüncelere çeken yazimsal olarak az ama öz yazılarin olduğu bir eser..
Kum ve Köpük kitabını alıntılarla yorumladığım videom : https://www.youtube.com/watch?v=y9UvosnlMJc

10 üzerinden 10 puanı nadir olarak veririm. Çünkü gerçekten hak eden kitaplara verilmesi gerektiğini düşünürüm ve bu kitap benim için sonuna kadar hak etti diyebilirim. Neden mi?

Askerliğimi yaparken hiç muhabbetimiz olmayan arkadaşlarla bu kitabın içinde bulunan aforizmaları tartıştığımız oluyordu. Çay ocağımızda komutanların davranışları yerine Halil Cibran'ın aforizmalarının konuşulduğu bir dönem olmuştu.

Ben okuyordum : "Sadece bir keresinde dilsiz kaldım. Biri bana; "Kimsin sen?" diye sorduğunda." Karşımdaki uzun dönem arkadaşım bugüne kadar hiç böyle cümleler okumadığını söylüyordu, beraber saatlerce Halil Cibran üzerine kafa patlatarak geçiriyorduk zamanımızı.

"İnsanlık; ezelden ebediyete doğru akan bir ışık nehridir." diyordu Halil Cibran. Karşımdaki arkadaşım bön bön bakıyordu. Yahu ne diyor bu adam diyordu bana. Ben de anlatıyordum ona öncesizlik ve sonrasızlığın, ışık prizmasının içinden geçen beyaz ışığın bütün renklere ayrılmasının, Pink Floyd diye bir grubun var olmasının güzelliğini anlatıyordum. Şaşırıyordu tabii, hayatında ilk kez duyduğu cümleleri söylüyordum. Ama ortak bir noktamız vardı, benim de hayatımda okuduğum en düşündürücü cümleleri içeren bir kitap tutuyorduk elimizde.

"Cennet işte orada, kapının arkasında, yan odada; ama ben anahtarı kaybettim. Ya da belki de sadece nereye koyduğumu unuttum." Bu cümleleri okurken cennetin kolay elde edilebileceğini düşünenlere yöneltilen bir eleştiri olduğunu anlıyorduk ama işler bu kadar basit değildi. Cibran kesinlikle iki insanı ortak noktada buluşturan bir köprüydü, hiç tanımadığım bir insanı bana kendi cümleleriyle tanıtan bir insandı. Çünkü çoğu kişi cennetin anahtarını elinde tuttuğunu sanırdı.

Hepimiz kutsal dağın zirvesini arıyorduk kendisinin de dediği gibi, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşimizin en yüksek noktasına tırmanmayı hedefliyorduk. Geçmişi bir harita olarak mı yoksa bir rehber olarak mı görmeliydik? Geçmişinden kurtulamayanlar için zor sorular soruyordu Cibran.

Avuçların altın ile dolu olduğunda dua etmenin imkansızlığını, ağızlar yemek ile dolu olduğunda şarkı söylemenin imkansızlığını, evlerimizin pencerelerine bir de Doğu penceresi açarak dünyanın biraz Doğu ile de ilgilenmesini anlatmaya çalışan bir adamdı bu Cibran.

Benim için yeri çok ayrıdır, birbirini hiç tanımayan iki insanı sadece cümleleriyle birleştirebilmiş bir insandır. Belki de çay ocağında bir daha hiç konuşulmayacak cümlelerin sahibi olan insandır. Güzel insandır vesselam.
  • Üvercinka
    8.4/10 (585 Oy)579 beğeni1.964 okunma466 alıntı11.913 gösterim
  • Mürebbiye
    7.9/10 (635 Oy)508 beğeni1.768 okunma476 alıntı8.214 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.4/10 (1.227 Oy)1.047 beğeni3.205 okunma1.384 alıntı23.089 gösterim
  • Aforizmalar
    7.9/10 (845 Oy)823 beğeni3.183 okunma1.165 alıntı18.116 gösterim
  • Ah'lar Ağacı
    9.0/10 (759 Oy)828 beğeni2.272 okunma1.060 alıntı14.409 gösterim
  • Yakıcı Sır
    8.2/10 (949 Oy)755 beğeni2.554 okunma535 alıntı11.631 gösterim
  • Öteki
    8.2/10 (458 Oy)418 beğeni1.415 okunma540 alıntı15.722 gösterim
  • Bilinmeyen Adanın Öyküsü
    7.9/10 (964 Oy)726 beğeni2.439 okunma236 alıntı11.587 gösterim
  • Babaya Mektup
    8.1/10 (830 Oy)794 beğeni2.569 okunma1.189 alıntı16.742 gösterim
  • Ermiş
    8.5/10 (1.811 Oy)1.551 beğeni4.766 okunma3.063 alıntı27.646 gösterim
Bilmek istiyorum....
Bilmek yetmez....
Bildiğimi söylemek istiyorum...
Söylemek yetmez...
İsabet ettirmek istiyorum...
İsabet ettirmek yetmez...
Kimsenin söylemediği şekilde söylemek istiyorum...
O da yetmez...
Herkes söylediğimi duysun istiyorum....
Duyması yetmez...
Herkes bana hak versin istiyorum...
Hak vermesi de yetmez...
Herkes beni alkışlasın istiyorum...
Alkış da yetmez...
100 yıl sonra bile “haklıymış” desinler istiyorum....
Neeeeee ? :)

Çok şey mi istiyorum?

AFORİZMA konusunda ustalaşacağım bu gidişle, önce Kafka, şimdi Cibran....

Dipnot: Bir aforizma da benden gelsin. Siz de deneyin.

“Bu hayatı yaşamayı beceremeyen, eline yüzüne bulaştıran insanlar her şeyi anlamaya çalışan insanlardır.”
“Etrafındaki kalabalığa gözlerini ,kulaklarını ve kalbini kapat çünkü bu gürültüde hayatın anlamını dinleyemezsin.”
Öncelikle kitabı okumadan önce bir film tavsiye etmek istiyorum,Bab'Aziz..
ve bir alıntı eklemek istiyorum filmden;
Aydınlık bir dünya; yüksek dağlarla dolu, büyük denizleri olan, dalgalanan düzlükleri olan, çiçekleri açmış güzel bahçeleri olan, dereleri olan, yıldızlarla dolu bir gökyüzü olan ve alevli bir güneşi olan bir dünya… Anne karnında karanlıktaki bebeğe, tüm bunlar söylenseydi ve ‘sen bu mucizelerle yüzleşmek yerine, karanlıkla çevrilmiş oturuyorsun’ denseydi, doğmamış çocuk bu mucizeler hakkında hiçbir şey bilmediği için hiçbirine inanmayacaktır. Tıpkı ölümü karşılarken bizim gibi…”
Emin olun bu harika kitabı okurken filmdeki sahneler gözümde yeniden canlandı ve Halil CİBRAN'nın sözleri öyle bir anlamlandı ki adeta düşünme aforizması yaşadım.
Kısaca hemen alın ve bir an önce Halil CİBRAN la tanışın derim..
Halil Cibran tam bir filozof, Ermiş, Gezgin, mezcup...
Merakla okumayı istediğim yazarla Ermiş kitabıyla tanışmış ve yazara hayran olmuştum. Ardından Kum Ve Köpük kitabıyla da ikinci stefan Zweig imi bulmuş oldum.
Kısacık bir kitap bu kadar mı dolu olur, bu kadar mı düşündürür. Aforizma ve söylemleriyle kişisel gelişim kitaplarını rafa kaldırtacak bir kitap. O derece kitapta altını çizdiğim cümleler o kadar fazla ki bunları birer birer alıntılayarak parçalamak yerine tek seferde incelememe eklemeyi daha uygun buldum.
Kitapta din, giyim, aşk, dostluk, sevgi ne ararsan en derin anlamlarıyla bulabiliyorsun. Her cümlesi o kadar derin ve anlamlı ki kesinlikle bir çırpıda değil de sindire sindire okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyor ve
Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

ALINTILAR.

*Bugüne kadar yalnızca, “Sen kimsin?” diye sorana ne cevap vereceğimi bilemedim.

*Yalnızca bir kez konuştu Sfenks, “Bir kum tanesi çöldür, çöl de bir kum tanesi.” Bunu söyledi ve tekrar sustu. Bir daha da hiç konuşmadı.

*Unutkanlık bir tür özgürlüktür.

*Kuş tüyünde uyuyanların gördükleri düşlerin toprak üstünde uyuyanların düşlerinden daha güzel olmadığını bildiğim halde, hayatın adaletine olan inancım nasıl azalır?

*Başkasın gerçekliği; size açıkladığı şeyde değil, açıklayamadığı şeyde gizlidir. Bu yüzden eğer onu anlamak istiyorsanız, sözlerini dinlemektense, söylemediği ama yaptığı şeylere bakın.

*Hayat; kalbinden geçen şarkıyı söyletecek bir şarkıcı bulamadığında, aklından geçeni dillendirecek bir filozof çıkarır sizden.

*Yalnızca dilsizler kıskanır geveze olanı.

*Şayet kış; “Bahar kalbimdedir benim, ” deseydi, kim inanırdı kışa?

*Pek çok öğreti pencere camı gibidir. Camdan bakarak gerçeği görebiliriz ama gerçekle aramızdaki engel de yine odur.

*Kim bir kadını anlar ya da dehayı kavrar veya sessizliğin gizemini çözerse o kişi adam olmuş, güzel bir rüyadan uyanmış, kahvaltı masasına oturmuş demektir.

*'Üstüngörmecilik, ayrımcılık yapmayalım.'

*Ağaçlar, toprağın göğe yazdığı şiirlerdir. Bizler onları yere devirir, kendi boşluğumuzu kaydetmek için kâğıda dönüştürürüz.

*Şiir bir fikrin ifade ediş biçimi değildir. Kanayan bir yaradan ya da gülen bir dudaktan yükselen bir şarkıdır.

*Deli bir adam ne senden, ne de benden daha az müzisyen değildir; sadece onun enstrümanının akordu sizinkinden biraz farklıdır.

*Bizler sadece güzelliği keşfetmek için yaşarız. Geri kalan bir bekleme biçimidir sadece.

*Kendini her gün yenilemeyen bir aşk, alışkanlığa ve köleliğe dönüşür.

*Sadece büyük bir acı ya da büyük bir mutluluk şendeki gerçek olanı açığa çıkarabilir.
Eğer gerçek olanı açığa çıkarmak istiyorsanız, ya güneşin altında çıplak dans edeceksiniz ya da çarmıhınızı sırtlayacaksınız.

*Güneşe arkanızı dönerseniz, görüp göreceğiniz tek şey gölgeniz olur.

*Kibar ve nazik bir kurt, kendi halinde bir koyuna, “Evime buyurmaz mıydınız?” diye sormuş. Ve koyun cevap vermiş: “Evinize buyurup, sizi şereflendirmek isterdik şayet eviniz karnınızda olmasaydı."

*Eğer kalbiniz bir yanardağ ise, elinizdeki tomurcukların çiçek açacağını nasıl umut edebilirsiniz?

*Bir başkasını ancak kendi bilgi ölçünüzle yargılayabilirsiniz. Şimdi söyleyin bana, aranızda kim suçlu, kim suçsuz?

*Samimi olan kişi, sizin suçlarınız karşısında kendini yarı yarıya suçlu hissedendir.

*Sadece kovalandığınızda en yüksek hızınıza ulaşırsınız.

*Hapishaneye götürülen birini görünce içinizden şöyle deyin, “Belki de kurtuluyordur daha dar bir hapishaneden." Ve sarhoş bir adam görünce içinizden şöyle deyin, “Belki de kurtulmak istiyordur daha çirkin bir şeyden."

*Yavaş yürüyene, yavaş düşünenden daha çok acımanız ne zavallıca bir durum. Ve gözü kapalı olana, kalbi kapalı olandan daha çok acımanız da.

*Gerçekte iyi olan kişi, adı kötüye çıktığı halde iyi kalabilendir.

*Hepimiz tutsağız ama bazılarımızın hücresinde pencereler var, bazılarımızın yok.

*İnsanlar arasında en acınası durumda olanlar, hayallerini gümüş ve altına çevirenlerdir.

*Bir keresinde bir dereye denizden bahsettim.
Dere benim abartmayı seven bir hayalperest olduğumu düşündü. Ve bir keresinde denize dereden bahsettim. Ve deniz benim her şeyi küçük gören bir iftiracı olduğumu düşündü.

*Karıncanın çalışmasını, çekirgenin şarkı söylemesinin üstünde gören bir görüş, ne kadar da dardır.

*İnsanlar arasında yapılan cenaze töreni, melekler arasındaki düğün şenliğidir belki de.

*Hayata, “Ölümün sesini duymak istiyorum, " dedim. Ve Hayat sesini her zamankinden daha fazla yükselterek bana, “Şimdi onu duyuyorsun, " dedi.

*Belki de melekler gökte gezinen iyi düşüncelerimizdir.

*Sadece kalplerinde sırları olanlar, kalbimizdeki sırları hissedebilirler.

*Sırlarınızı rüzgâra salarsanız, onları ağaçlara fısıldıyorlar diye dönüp rüzgârı suçlayamazsınız.

*Sanat doğadan sonsuzluğa doğru atılmış bir adımdır.

*Yahuda’nın annesinin ona duyduğu sevgi, Meryem Ana’nın İsa’ya olan sevgisinden daha mı azdı?

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
**Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
İnsanı düşünmeye iten aforizmalarla dolu bir kitaptı. Bazısında ne demek istemiş diye kafa yordum, bazen de ne zeki adam nasıl bir bakış açısı bu Yarabbim! demekten kendimi alamadım.
Halil Cibran'la tanışmam da bu kitap sayesinde oldu. Kendi adıma çok memnunum, son olmayacağına eminim.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Halil Cibran ile tanışma eserim oldu Kum ve Köpük. Aforizma ve mesellerden oluşan sizi düşünmeye sevk eden, mükemmel tespitler, cümleler. Bazı cümleleri bir cok kez okuyup ne demek istedigi üzerine düsündüm. Cogu yerde ise bu nasıl güzel bir bakış açısıdır deyip hayrete düştüğüm de oldu. Bu kadar kısacık bi kitaptan nasıl bu kadar anlamlı, farkındalık yaratan ve kişinin bakış açısını değiştiren türde cümlelerle dolu bir kitap olmasına şaştım kaldım. Muhteşem bir eserdi bana göre. Sırada Ermiş var :)
Cibran’ın Sand and Foam (1926) adlı eserinin, Eleşmendrit Antonyus Beşir tarafından Er-Remlü ve’z-Zebed adıyla Arapçaya yapılan mükemmel çevirisinden faydalanılarak Kum ve Köpük adıyla Türkçeye çevrilen bu eserdeki mistik fikirlerin kaynağı nedir?

Cibran dinsel hakikatin deneye değil, içgörü dediğimiz vicdan ve sezgiye dayanması gerektiğini, dinin kurallar getirici ve toplumu düzenleyici bir sistem olarak değil, kişiyi özgürleştirici bir “ruhi yükseliş sistemi” olarak algılanması gerektiğini savunuyordu.


Bu yüzden Cibran okunurken onun ortaya koyduğu “metafizik” tadındaki yorumların metafiziği değil, fiziği (= fusika = tabiat; doğa) yücelttiği anlaşılmalıdır. Nitekim resimleri ve hayat tarzı da bunu gösterir. Kısaca onun dindarlığı klasik bir dindarlık değil, estetik kaygılara bürülü bir “doğa ve özgürlük dini”nin takipçiliğidir. (A. Sait Aykut Ocak 2005, İstanbul)

Halil Cibran'ın zamanında küçük kâğıt parçalarına ve defterlerine karaladığı aforizma ve mesellerden oluşan bu küçük kitap, sanatçının parçalı bir "otoportresi"ni ortaya koyuyor. Ruhunun derinliklerinden gelen çarpıcı ve çağrışımlı imgelerle aşk, güzellik, doğa ve insanlık durumuna ilişkin bir türlü ifadesini bulamayıp "suskunluğa gömülmüş" olanı ifşa ediyor.



Yazarı ilk defa ERMİŞ kitabıyla tanıdım ve beğendim. İkinci kitap olarakta KUM ve KÖPÜK okudum, bazı Aforizmaları güzeldi, bazılarını beğenemedim. Kısacık , akıcı bir kitaptı...

Alıntıladığım Aforizmaları:

Kum ve Köpük
Kum Ve Köpük
Her bir cümlenin çok derin anlamlar içerdiği öyle bir anlık okunup kenara konacak bir kitap değil aksine her cümle üzerine günlerce muhabbeti yapılacak bir kitap. Bu kitabı okumamla bildiğimiz bi çok sözün Halil Cibran imzası taşıdığını öğrendim
Lübnan asıllı Cibran'ın hayata karşı farklı konularda tecrübelerinden damıttığı aforizmalardan oluşan bu kitabı onun hayata olan bakışını anlamamızda bizlere yardımcı oluyor. Fakat şunu belirtmeliyim ki Cibran'ı anlamada çevirmenin rolü çok büyük. O yüzden okumadan önce hangi yayın ve çevirmenin iyi olduğunu araştırmakta fayda var.
Bu kitabı okuyacak tüm okurlara şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Ahh Halil Cibran...
Seninle tanışabilmek için yüzyıllar önce yaşamayı dilerdim.

Sadece kum ve köpük değil bütün eserlerini okudum ve bıkmadan yine yine okuyorum.
Yazarın insan ruhuna dokunan, bakıp da göremediklerimizi, görüp de anlayamadıklarımızı anlatan samimi bir tarafı var, sanki bizden biri gibi.

"Hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi daha dün.
Oysa bu gün biliyorum ki, o dairenin ben kendisiyim."
Bu kitap sayesinde Halil Cibran ile tanışmış oldum.

Kitap, aforizmalardan oluşuyor. Hepsine hak verdim diyemeyeceğim ki bence bu normal bir durum. Sonuçta yazılanlar yazarın şahsına ait düşünceleri ve bir kişinin her düşüncesine katılmak kendimize ait düşüncemizin yokluğunu gösterir gibi geliyor bana.

Bazı yazdıkları için ise çok şaşırıp ayrıca şiddetle de onayladım.

Tavsiye edilir. Bazı cümleleri hatta sık gördüğümüz yerlere asmalıyız.
Aşk sürekli filizlenmiyorsa,
bil ki can çekişiyordur.
Halil Cibran
Sayfa 74 - Modern Klasikler Dizisi 32, 5. basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Kadının küçük kusurlarını bağışlamayan erkek, onun büyük erdemleriyle asla tanışamayacaktır."
Halil Cibran
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sevinçlerimizi ve acılarımızı,
onları yaşamadan çok önce seçeriz.
Halil Cibran
Sayfa 68 - Modern Klasikler Dizisi 32, 5. basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Veriyor, Ama Verirken Verdiğin Kimsenin Utancını Görmemek İçin Yüzünü Çeviriyorsan, O Zaman Gerçekten Merhametlisin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kum ve Köpük
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
48
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052194881
Çeviri:
Cemre Naz Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Kum ve Köpük
Kum Ve Köpük
Kum Ve Köpük
Kum Ve Köpük
Kum ve Köpük
Kum ve Köpük
“Ne büyük düşüncesizliktir karıncanın meşguliyetini çekirgenin şarkı söylemesinden üstün tutmak.”

“Yalnızca güzelliği yaşarız. Geri kalan her şey beklemenin bir türüdür.”

Kum ve Köpük, Halil Cibran’ın 1926’da yayınlanan, aforizmalarını derlediği kitabıdır. Cibran’ın felsefi fikirlerine, duygu ve düşüncelerine, hâlâ tartışmaya devam ettiğimiz pek çok konu hakkındaki kişisel görüşlerine yer verdiği bu kitapta odanızın duvarlarına asacağınız, geceleri kaçan uykularınızı kovalarken tartışacağınız birçok sözle karşılaşacaksınız.

Kitabı okuyanlar 860 okur

  • Ahmet Ünal (The Witch Hunter)
  • Zehra Yumna YILDIZ
  • dilekitap

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.6 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları