Utkun Uçmak

Utkun Uçmak
"Ben Yokum!" diyorsun, sakın ondan olmasın?
Breuer ölümü aklından kovmaya çalıştı. En çok sevdiği sihirli cümleyi, Lucretius'un o deyişini tekrarladı: "Ölüm varken ben yokum. Ben varken ölüm yok. O halde üzülecek ne var?" Ama bu da işe yaramadı.
Sayfa 110 - Ayrıntı·Kitabı okuyor
Felsefe ve Düşünce
Yine kulağa hoş gelen sözlerden biri ama saçma kere saçma! Kendini kandırma! "Üzülmek niye?" diye sormuş, yanıtı çok basit: "Çünkü öleceğini biliyorsun." Zaten korku dediğin şeyin de yaşarken bir anlamı var. Eyvallah teknik olarak ben varken "Ölüm Yok." , bu teknik olarak doğru ama her an ölme olasılığın var. Ulan zaten kaygı denilen şey çoğu zaman olmayacak şeyler için olur, kesin olacak bir son için "korku" dışında ne hissedilebilir?
Reklam
Kitaptan Herkesin Yaptığı O Alıntı!
"Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."
Sayfa 103 - Ayrıntı·Kitabı okuyor
Felsefe ve Düşünce
İçinde bulunulan duruma göre doğru olabilse de, ben öyle düşünmüyorum. Melankolik, derbeder insanlar için kulağa hoş gelen bir alıntı olsa da ben "Bir ümittir yaşatan insanı." diyen tarafa daha yakınım. Derine inildiğinde iki kısımda da değilim, ne ümitli ne ümitsiz bir noktadan sonra kafa yormadan bir kedi, bir köpek yani kısacası bir hayvan nasıl yaşıyorsa öyle yaşamak gerek bence akışına bırakarak yüzeysel, içgüdüsel.
Utkun Uçmak yorumladı.
Herkes tadını bilmez, bilemez
Fakirlik mutluluktur :)
Vefa Sultan
Züğürt Tesellesi 😅
Utkun Uçmak yorumladı.
Neden hiçbir şey yerine her şey var?
Her şey birdir, bir her şeydir.
Her Şeyin Teorisi
Her Şeyin Teorisi
Stefan Hawking?
Hayır. Bu kitap içeriği olan teori, bir keşif. Binlerce yıldır hiçbir insanın çözemediği tüm doğa gizemlerini tutarlı, gözlenebilir, deneylenebilir veya analojisi kurulabilir şekilde çözebilen ilk teoridir. Teori Occam basitlik ilkesini de uyuyor. Teoride 3 cisim problemi oluşmuyor.
Modernlik (!), Çağdaşlık (!)
Nasıl yaşanacağının bir dizi maddeyle söylenmesini talep eden tek çağ, bizim sabırsız, açgözlü çağımızdır.
Sayfa 11 - Domingo·Kitabı okudu
Düşünce
Gerçekten de anımsıyorum da eskiden ananem ve dedemin hayatlarının sıkıcılığına (meğerse o sıkıcılık değilmiş.) şaşar kalırdım. Her gün aynı şeyleri yapar, köyde işleri hallettikten sonra azıcık televizyon seyreder 8-9 gibi uyurlardı. Bu hayatı düşündükçe çocuk aklımla böyle bir yaşama nasıl razı geliyorlar, anlam veremezdim. Neden dünyayı gezmek, bir otomobil almak, farklı mekanlarda takılmak, farklı kıyafetler giymek, AVM'de gezmek yani çağımızın deyimiyle ANI BİRİKTİRMEK vs vs gibi hayalleri yok da böyle hep aynı rutine binmiş bir hayatı yaşıyorlardı? İşin ilginci adamlar gençken de böyle yaşamış, hac dışında doğru dürüst köyden bile dışarı çıkmamışlar. Zamanlar geçti anneannem ve dedem bu dünyadan göçtü gitti, bizde orta yaşlara merdiven dayadık ve görüyorum ki ananem ve dedemin çocukken sığ olarak gördüğüm hayatı, bizim adına hayat dediğimiz bu keşmekeşten daha huzurlu, sakin ve yaşanılası. Tamam kabul o kadar da amaçsız bir hayat olmamalı belki ama ortasını da bulmak lazım. Özdemir Asaf'ın dediği gibi "Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek." dememeliyiz.