Mutluluğun ne olduğunu bir kere tatmışsam, kederin, elemin ne önemi kalır? Bir ağacın önünden geçen insan, nasıl olur da mutluluğa kaptırmaz kendini? Bir insanla konuşurken onu sevmenin verdiği mutluluğu duymamak elde midir? Ah ben söylemesini beceremiyorum. Yoksa adım başı rastladıklarımızın, yolunu şaşırmış insanların bile hayran olunacak ne güzellikleri var... Bir çocuğa, güneşin doğuşuna, yeşeren otlara, sizi sevenlere çevirin gözlerinizi...
Sonunda sokak beni o derece hırçınlaştırıyor ki, o zaman bilerek odama kapanıyor, günlerce hiçbir yere çıkmıyordum. Önümde, yaya kaldırımlarında mekik dokuyan, telaşlı, hep kuşkulu, asık yüzlü, heyecan içindeki insanlara katlanamıyordum. Ne içindi bu sürekli heyecan ve telaş, sürekli kapkara hırçınlıklar?
.
Önlerinde altmış yıllık bir ömür varken mutsuz iseler, yaşamasını bilmiyorlarsa suç kimin?