"Dostluğumuz devam ettiği sürece senin dostunum; dostluk geçici bir şeydir ve bu konuda herhangi bir teminatta bulunamam. Bir sabah, belki de yarın sabah benim için artık hiçbir önemin kalmadığını anlayacağım ve bunu sana söyleyeceğim." Bu sözler nerede söylenmiş olursa olsun, insanın sevmemiş olduğu anlamına gelir. Hayır, hayır, şart koşmak yok! Bir kere dost olunca, her zaman için dost kalmalıyız.
Zira tarihte ancak böyle bir kendine takıntılı olma hali, böyle muazzam bağnazlıkla bir kendinden emin olma hali lider yapar adamı. Her zaman etkileyici olan şeylere kapılan insanlık, asla sabırlı ve adil olanlara değil, sabitfikirlilere, kendi hakikatlerini mümkün olan tek gerçek, kendi iradelerini dünya kanununun temel biçimi olarak ilan etme cesaretini gösterenlere biat eder.
Bu büyük fanatik için hayatı boyunca uzlaşı kadar yabancı bir şey olmamıştır. Calvin orta yol nedir bilmez. Sadece bir yol vardır, o da, kendi yoludur. Onun için ya hep vardır ya hiç; ya tam otorite ya da tümüyle feragat. Asla bir uzlaşmaya imza atamaz çünkü haklı olmak ve haklı konumunu korumak, onun gözünde o denli hayati bir durumdur ki, bir başkasının da kendi açısından bakınca aynı şekilde haklı olabileceğini kavrayamaz, tasavvur edemez. Calvin için kendisinin öğreten, diğerlerinin öğrenenler olduğu, aksi tartışılmaz bir aksiyom, bir belittir.