Moledro

Moledro
@Astrophe
Tanrı ile bütünleşme gayreti, bireyin Tanrı'da fenâsı: Tüm bunlar en kültürlü ve yetenekli halkların mistisizmi ile yaban halkların coşku kültü arasındaki ana irtibat noktalarını oluşturur. Mistikler dışsal heyecan ve ilham araçlarından bile her zaman feragat etmez: Bunlar, bu halkların dinî cümbüşlerinden aşina olduklarımızla hep aynıdır: müzik, baş döndürücü dans, narkotik uyarıcılar. Böylece (verilebilecek çok sayıda örnekten en çarpıcı olanı vermek gerekirse), Doğu'nun dervişleri, "tefin tıngırtısı ve neyin yankısı" eşliğinde, aşırı heyecan ve tükenme noktasına ulaşana kadar döne döne dans eder. Tüm bunların amacı, mistiklerin en korkusuzu olan Celaleddin Rumi'nin sözlerinde en ruhani ifadeyi bulur: "Semânın gücünü bilen Tanrı'da yaşar; çünkü bilir aşkın nasıl öldürdüğünü. Allah hu!"
Felsefe-Düşünce
Reklam
.. bir insanın, kendisinden beklenenleri aşan büyük işlere kalkışması için kişiliğinde ya bir tür ahlaksal soyutlanma ya da ivedilik olan az bulunur bir kahramanlık ya da sıra dışı bir canlılık olması gerekir. Hans Castorp'ta bu ikisi de söz konusu olmadığına göre, onurlu bir biçimde de olsa sonuçta sıradandı.
Simülasyon çağı ve post-truth döneminde Sedat Peker bütün “postmodernizm”lerin sonunu Eriha’nın borazanları misali çok eski ve klasik bir dinamikle canlandırıyor: “Eşkıya”nın “Kahramanlaşma” süreci. Eşkıyanın kahramanlaşması bu çağımız için son derece nadide bir özelliktir, zira postmodernizmle birlikte ilmek ilmek çözülmüş bütün anlatıların tekrar tedavüle girdiği, birleştirildiği ve adeta Yunan tragedyasında olduğu üzere “kolektife” referans vermesiyle birlikte tabula rasa veya “yeniden başlasın”ı izleyen ve Nietzsche’nin ebedi döngüsü bağlamında yeniden kitlesel bir “heroizme” kapıyı aralamaktadır. Bu kitlesel “yeniden heroizm” arzusu ise postmodernizmin parodisiyle eylemselliğe dökülüyor: Sedat Peker adeta performatif bir “sanatçı” gibi ve Dan Brown’un romanlarını andıran bir sembolizm ile takipçilerini bir bulmaca çözmeye davet edercesine uygulamalı kutsal kase arayışına çıkartıyor. Parodi, zira postmodernizmin posası çıkmış yöntemleri çarpıcı ve adeta filolojik bir endişeyle “eskiyi” bir telos olarak takipçisinin karşısına koyuyor ve insanlara postmodernizm hiçbir zaman bu denli kendisini imha edercesine postmodern olmamıştı dedirtiyor.Büyük ve bağlayıcı metaöykü sunumuna geldiğimizde Sedat Peker adeta parçalara ve fraksiyonlara bölünmüş (bizim) dünyamızı ortak paydada toplamaya gayret ediyor.Mario Puzo’dan Vedat Türkali’ye, ÖSO’dan Alevilere, sahtekarlıktan en derin samimiyete uzanıyor Sedat Peker’in yeniden bir üstanlatıyı zorlayan “metinlerarasılığı”.İhsan Oktay Anar’ın romanlarından fırlamış gibi duran dürbün, zülfikar ve diğer otantik nesneler ortak paydaya – ki bu inanılmaz tezat bir durum – davet ediyor: belli bir azınlığa tehdit savururken, asıl “sahip” diye adettiği çoğunluğa kaynaklara dönme işaretini veriyor.Videolarının bu denli izlenmesinin sebebi
Alıntı
Tarzıma ve üslubuma kanıp, beni izler ve peşime düşer misiniz? İçtenlikle kendi benliğinizin peşine düşün -böylece beni izlemiş olacaksınız- yavaş! yavaş! Nietzsche , (Şen Bilim ) [ 1882 ]