Moledro

Moledro
@Astrophe
Bir başkasının bize bakacağına, kendi refahımızdan sorumlu olmak zorunda kalmayacağımıza öylesine umutsuzca inanmak istiyoruz ki!
1000Kitap
Reklam
bir evlilikten manzaralar - İngmar Bergman
"Bayağı gelse de bir şey söyleyeceğim. Biz duygusal açıdan çok cahiliz. Bize anatomi, Pretoria'daki tarım, hipotenüsün karesinin dik kenarların karelerinin toplamına eşit olduğu gibi her tür boku öğrettiler. Ama insan ruhuna ilişkin tek bir şey öğrenmedik. Kendimiz ve başkaları hakkında karacahiliz."
Film
Efsaneye göre mürettebatı ölümsüzlerden oluşan Uçan Hollandalı Gemisi, bugünün yorgunluk toplumuyla analoji içinde okunabilir. "Hedefsiz, molasız, huzursuz", "bir ok gibi uçan" Hollandalı, özgürlüğü kendini sonsuza dek sömürme azabından ibaret olan yorgun, depresif performans öznesine benzer. Kapitalist üretim de hedefsizdir. Artık iyi yaşam değildir esas meselesi. Hollandalı'nın kendisi ne yaşayabilen ne ölebilen bir yaşayan ölüdür. Aynı'nın cehenneminde ebedi bir yolculuk lanetiyle lanetlenmiştir ve onu aynının cehenneminden kurtaracak bir kıyamet özlemi çekmektedir (Kıyamet günü, mahşer günü! / Ne zaman aydınlatacaksın gecemi? / Ne zaman gelecek dünyanın çökeceği; / o yıkıcı darbenin gümbürtüsü? / Bütün ölüler dirildiğinde, / Erişeceğim ben de hiçliğe! /Ey dünyalar, son verin dönmeye!). Senta'nın insafına kaldığını düşündüğü körü körüne üretim ve performans toplumu da Eros ve mutluluktan yoksundur. (Çalış vızır vızır ey düzenin dişlisi, /Neşeyle, neşeyle dön dur! / Doku, doku binlerce ipliği / Ey düzenin dişlisi, çalış vızır vızır!) Eros tamamen farklı birEros tamamen farklı bir mantıkla iş görür. Senta'nın aşkından dolayı intihar etmesi kapitalist üretim ve performans ekonomisiyle taban tabana zıttır. Onun aşk ilanı bir vaattir, kapitalist ekonominin salt toplama ve biriktirme rejimini aşan mutlak, hatta yüce bir bitiş biçimidir. Zamanda bir süremi, bir çıplak alanı açığa çıkarır. Sadakat de zamana ebedilik sunan bir bitiş biçimidir: "Sonsuzluğun tam da yaşam zamanında var olabilmesi, benim bu sözcüğe yüklediğim anlamıyla sadakatin esasını teşkil ettiği aşkın kanıtıdır. Temelde mutluluktur! Evet, aşk mutluluğu, zamanın sonsuzluğu ağırlayabileceğinin kanıtıdır."
Sayfa 33·Kitabı okudu
"Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum." "Aslında," dedi Mustafa Mond, "siz mutsuz olma hakkı istiyorsunuz." "Öyle olsun," dedi Vahşi meydan okurcasına, "mutsuz olma hakkını istiyorum." "Eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz." Uzun bir sessizlik oldu. Sonunda Vahşi, "Hepsini istiyorum," dedi. Mustafa Mond omuzlarını silkti. "Hepsi sizin olsun," dedi.
İnsanlar önce dış dünyadan kopuk yaşamayı kabul etmişlerdi, tıpkı yalnızca bazı alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda kalacakları geçici herhangi bir sıkıntıyı kabullenir gibi. Ancak, bir tür işkencenin ansızın bilincine vararak, kızışmaya başlayan yaz göğünün altında, bu hapis duygusunun tüm yaşamlarını tehdit ettiğini hayal meyal hissediyorlardı ve akşam olduğunda, serinlikle gelen enerji onları bazen umutsuz edimlere itiyordu.
Edebiyat