Mustafa Varol

Mustafa Varol
@Astrophelone
Filozof Taine ne kadar da haklı. Diyor ki: İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidirler. Akıllı oldukları zamanlar çok nadirdir. open.spotify.com/track/1xM97t56E...
III. Richard kambur, topal, çolak, gövdesinin her bir yanı eğri büğrü , aklın alamayacağı kadar ahlaksız bir canavardır. Tek isteği Ingiltere tacını eline geçirmektir. Gerçi VI. Henry'yi öldürmüştür, ama kendisınden önce tahta oturmaya hakkı olan daha birçok kişi vardır ailesinde. Richard en yakınlarını birer birer ortadan kaldırarak, aklına koyduğunu kolayca yapar. Çünkü Richard, kendini överek anlattığı gibi, bir insanın canına kıyarken gülümsemesini, sahte gözyaşları dökmesini bilir. Zekasının üstünlüğü sayesinde, yeryüzünde aldaramayacağı hiç kimse yoktur. Kocasını öldürdükten sonra, öldürdüğü adamın eşini cenaze töreninde kandırmanın ve onunla evlenmenin bile yolunu bulur. Shakespeare yüzde yüz kötülüğün, yüzde yüz iyilik kadar ender, hatta daha bile ender olduğunu bitirdi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uyanan Güzel
Sonsuza kadar mutlu yaşanan masallar Karanlık bir sokakta ruhu sallar Loş ışığın altında köhne masalarda Bilmem neyi unutmaya çalışır insanlar Kaçıncı kez kaybettiği bi hatırayı Son kez bulmayı umar
Tuttuğunu koparan cinsten olan bu delikanlı hem Fransa'yı yener, hem de Fransız Prensesi'ni kendine eş alır. Ne var ki, bu ba şantanna karşın, insan olarak hiç de ilginç bulmayız bu becerikli genç kralı . Henry V, Shakespeare'in Ingiliz tarihiyle ilgili öteki oyunlarından değersizdir bize kalırsa. Richard II şiirselliğinden ötürü, Richard III kralın kişiliğinden ötürü, Henry IV de Falstaffdan ötürü daha ilginç gelir bize.
Böyle biriyle tanışmıştım
Falstaffın böylesine bir yaşama sevinci içinde olmasının tek nedeni de kendi güzel huyudur sadece; çünkü Falstaff parasızdır, kimsesizdir, yaşlıdır.
Shakespeare her kimse yazılabilecek her şeyi yazmış gibi
Veliaht prens Hal'ın serserilik günlerinin en yakın dostu olan Sir John Falstaff, gülmece alanında yalnız Shakespeare'de değil, belki tüm dünya edebiyatında en başarılı kişidir. Yetmişindeki bu şişman adamın, basit bir "komikliğin" sınırlarını aşan, son derece karmaşık bir kişiliği vardır: Hem alışılagelmiş ahlak kurallarının tümünü çiğner, hem de son derece iyi yüreklidir; hem herkesi sömürür, hem de onlara kucak dolusu mutluluk bağışlar; hem yetmişindedir, hem de gençliğin olanca canlılığı ve sevimliliği içindedir; hem sürekli yalan söyler, hem de yüreğine iner karşısındakiler bu yalaniara inanırlarsa; hem düpedüz korkaktır, hem de hiçbir babayiğitin göze alamayacağı işlere girışir. Falstaffın karşı konulmaz şirinliğinin nedenlerinden biri de , kusurlarını hiç mi hiç gizlememesi, hatta bu kusurlar sayesinde daha da sevimli olmanın yolunu bulmasıdır. Falstaff ahlak kavramlarını öyle bir tersyüz eder ki, başkalarında çok çirkin görünebilecek davranışlar; örneğin şişman bir ihtiyarın bütün gününü yiyip içmekle, kadın kız peşinde koşmakla geçirmesi ya da yollarda haydutluk etmesi, onda birer şirinlik muskasına dönüşür. Falstaffın şakalarında, nüktelerinde hiçbir burukluk yoktur. Kendi gülerken başkalarının da gülmesini istediği için alay eder herkesle . Üstelik başkalarıyla alay ettiği gibi, kendisiyle de çok iyi alay etmesini bilir.