Kaynakçası 30 sayfa olan bir kitabın anlattıkları hakkında neler yazılabilir?
Okunması zor bir kitap. Okurken ne zaman biter diye çok sordum. Zaman geçtikçe alıştım ve bitmesini artık istemiyordum. Çünkü konuştuğum bir dostum gibiydi. Böyle bir dostu tekrar bulmam zor olacaktı belli ki. Her gün yeni bakış açılarıyla sohbet ettiğim. Sabahattin Ali’nin semtinde bulamadığı roman kahramanlarından hallice çevremde bulamadığım entelektüel dost. İnsan ufkunu hem sarsıyor hem de bambaşka bir boyuta genişletiyor. Geçmişin getirdiklerini bir yana bırakırsak geleceğin nasıl şekilleneceği konusu bizi bambaşka bir yere sürüklüyor. Açık olan şey şu toplumların çoğunluğu yönetilmeye muhtaç ve belli bir ufkun üzerinde ne zekaya ne bilince sahipler. Asıl soru şu toplumları kurtarmak için kendini feda eden kahramanlar mı olmalı yoksa bu toplulukları yöneten üst akıla dahil olup kaymağı mı sıyırmalı? Önümüzdeki yüzyılın savaşı muhakkak ki bu olacak. Kapitalizm ve komunizm savaşını ve galibini ortaya koyalı çok oldu. Şimdi Dataizmin şafağında yeni bir din ve yeni bir yönetim kuruluyor. Biz bunun neresinde olacağımıza kendimiz karar vereceğiz. Yazar bu son kısımda bu konuya şöyle değinmiş:
Geleceği öngöremeyiz çünkü teknoloji deterministik değildir. Aynı teknoloji farklı türlerde toplumlar yaratabilir. Örneğin Sanayi Devrimi'nin tren, elektrik ve radyo gibi teknolojileri komünist diktatörlükler,
faşist rejimler ya da liberal demokrasiler kurmak için kullanıldı. Güney Kore ve Kuzey Kore'yi ele alalım: İki ülkenin de aynı
teknolojiye erişim imkanı bulunsa da teknolojiyi tamamen farklı şekillerde kullanmayı tercih ettiler. Yapay zekanın ve biyoteknolojinin gelişimi dünyayı kesinlikle
değiştirecek, ancak ortaya tek bir deterministik sonuç çıkmayacak.
Bu kitapta özetlenen tüm senaryolar da