Filozof Taine ne kadar da haklı. Diyor ki: İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidirler. Akıllı oldukları zamanlar çok nadirdir.
open.spotify.com/track/1xM97t56E...
Shakespeare günlük yaşamımızda da birbiriyle kaynaşan güldürücü sahnelerle acı veren sahneleri öylesine inandırıcı bir biçimde sunmuştur ki, Macbeth ile kansının Duncan'ı öldürmelerinden
sonra kapı vurulunca, sarhoş bir kapıcının gelenleri içeriye alırken komiklik yapmasını; Mezaremın Ophelia'nın mezarını kazarken Hamlet ile şakalaşmasını; Cleopatra'yı öldürecek
olan zehirli yılaniann güldürücü bir köylü tarafından getirilmesini; ya da Lear'ın soytarısının, fınınada kapı dışan edıldikten
sonra delirmek üzere olan yaşlı kralı güldürrnek istemesini hiç yadırgamayız . Yadırgamamamızın nedeni de, Shakespeare'in hem büyük bir tragedya yazan, hem de büyük bir komedya yazarı
oluşudur. Oysa dünya edebiyat tarihinde hiç görülmeyen bir durumdur bu. Örneğin Aristophanes ya da Maliere ancak komedyada, Sophocles ya da Racine ancak tragedyada başarılıdırlar.
Nietzsche, Schopenhauer’ın “istem”
olarak adlandırdığı şeyin, yalnızca içi boş bir sözcük olduğunu ve yaşamın sadece özel bir “güç istemi” vakası olduğunu
öne sürer; sonuçta, yaşayan her şeyin bu güç istemi biçimine dahil olmaya çalıştığını iddia etmek oldukça keyfidir. Nietzsche’ye göre “isteme”, bir sürecc, sabit bir özne olmaksızın (bir) oluşa tekabül eder ve “arzulama” veya “çabalama” ile karıştırılmaması gerekir; her şeyden önce, “kumanda etme duygusu” ile tanımlanır. Nietzsche, “isteme” gibi bir şeyin söz konusu olmadığını ama ancak “bir şeyi isteme” gibi bir şeyin söz konusu olduğunu
öne sürer. “Güç istemi” formülleştiriminde “istem” ile “güç” arasındaki ilişki, dinamik ve aktif bir ilişkidir. Ama metafizikçiler tarafından öne sürüldüğü şekliyle “istem” ve “isteme” fenomeni, saf kurmacadırlar
Nietzsche, Schopenhauer’ın “istem”
olarak adlandırdığı şeyin, yalnızca içi boş bir sözcük olduğunu ve yaşamın sadece özel bir “güç istemi” vakası olduğunu
öne sürer; sonuçta, yaşayan her şeyin bu güç istemi biçimine dahil olmaya çalıştığını iddia etmek oldukça keyfidir. Nietzsche’ye göre “isteme”, bir sürecc, sabit bir özne olmaksızın (bir) oluşa tekabül eder ve “arzulama” veya “çabalama” ile karıştırılmaması gerekir; her şeyden önce, “kumanda etme duygusu” ile tanımlanır. Nietzsche, “isteme” gibi bir şeyin söz konusu olmadığını ama ancak “bir şeyi isteme” gibi bir şeyin söz konusu olduğunu
öne sürer. “Güç istemi” formülleştiriminde “istem” ile “güç” arasındaki ilişki, dinamik ve aktif bir ilişkidir. Ama metafizikçiler tarafından öne sürüldüğü şekliyle “istem” ve “isteme” fenomeni, saf kurmacadırlar
Nietzsche, Schopenhauer’ın “istem”
olarak adlandırdığı şeyin, yalnızca içi boş bir sözcük olduğunu ve yaşamın sadece özel bir “güç istemi” vakası olduğunu
öne sürer; sonuçta, yaşayan her şeyin bu güç istemi biçimine dahil olmaya çalıştığını iddia etmek oldukça keyfidir. Nietzsche’ye göre “isteme”, bir sürecc, sabit bir özne olmaksızın (bir) oluşa tekabül eder ve “arzulama” veya “çabalama” ile karıştırılmaması gerekir; her şeyden önce, “kumanda etme duygusu” ile tanımlanır. Nietzsche, “isteme” gibi bir şeyin söz konusu olmadığını ama ancak “bir şeyi isteme” gibi bir şeyin söz konusu olduğunu
öne sürer. “Güç istemi” formülleştiriminde “istem” ile “güç” arasındaki ilişki, dinamik ve aktif bir ilişkidir. Ama metafizikçiler tarafından öne sürüldüğü şekliyle “istem” ve “isteme” fenomeni, saf kurmacadırlar