Saatlerce yürümüş daha sonra; gidemem sandığı, ölürüm dediği ve üşüyüp ısındığı ve acıkıp doyduğu köyden uzaklaştıkça uzaklaşmış. İçinde uğuldayan sesler onu itiyormuş çünkü, ya da uzaklardan uzanan bir şey kulağından tutup çekiyormuş. Bir yanı şaşırmışmış, bir yanı seviniyormuş. Nasıl sevinmesinmiş, içinde biriken uzaklara gidiyormuş işte; hem de istese de istemese de gidiyormuş.