Hoş geldin, Anne. Bugün geleceğini tahmin ettim. Sen öğleden sonraya aitsin , bu yüzden o seni buraya getirdi. Birbirine ait olan şeyler, öyle ya da böyle bir araya gelirler. Eğer bazı insanlar bunu bilseydi, pek çok sorunlarına yardımı dokunurdu. Ama onlar bunu bilmiyorlar...
Bu yüzden, cennete ve yeryüzüne ait olmayan şeyleri bir araya getirerek, o güzel enerjilerini boşa harcıyorlar.
Gözlerümden akatursun turmasun yaşum benüm
Yâ ne içün saklaram şimden girü başum benüm.
Gözlerimden aka dursun, durmasın yaşım benim
Ya ne için saklarım bundan böyle başım benim.
İçdügüm hûn-i cigerdür yidigüm derd ü elem
Dürlü dürlü matbah-ı dilde bişer aşum benüm
İçtiğim ciğer kanıdır, yediğim dert ve elem
Türlü türlü pişer gönül mutfağında aşım benim.
İy felek çarhun bozılsun olasun âhir harâb
Nite kim odlara yakdun bu içüm taşum benüm
Ey felek çarkın bozulsun, sonunda harap ol
Nitekim ateşlere yaktın, bu içimi dışımı benim.
Çektügüm bâr-ı gamı çarhun katârı çekmeye
Gelmedi bu vâdi-i mihnette pâdaşum benüm
Çektiğim gam yükünü, feleğin çark katarı çekemez
Gelmedi bu sıkıntı vadisinde benzerim benim.
İy Muhibbî tâ ölince uşbu derde çâre yok
Bahr olsa yiridür şimden girü yaşum benüm
Ey Muhibbi ta ölünceye kadar, işbu derde çare yok
Deniz olsa yeridir bundan böyle göz yaşım benim.
En güzel günlerimin
Üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
Ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz..
Aydınlık
Karanlığa gider,
Seslenir:
Gel karanlık,
Der,
Seni aydınlatayım;
Görsünler,
Sende ışık pırıltısını,
Karanlık
Açmaz kapısını,
Bu çağrıdan ürker,
Ses vermez...
Bırakıp pılısını pırtısını,
Çeker gider.
Nereye gittiğini
Karanlıktan kimse görmez.