Meğerse âdemoğlu hileden ibaretmiş. “Dost” sıfatını hak eden iki fert bulmak hemen imkânsız görünüyor, bu kelime manasız bir söz gibi kalıyordu. Bu kadar düşmanlık eden insanların nasıl olup da birbirini mahvetmeyerek asırlardan beri bir arada yaşayabilmiş olduklarına hayret ettim.
“Farklı camiaları ve duyguları birleştirmede asırlardan beri uyuşamayan bu zıtlık ile kendi zamanımıza yakışanlara türlü fırsatlar, menfaatler sağlamak ahmaklığından ayrılmayan memleket kardeşleri… Aynı vatan evlatları…
Bu âna kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca “hak”ki kuvvetin doğruluğunu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derecede ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor. Bir zayıf kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet, adalet yerleşmiş olamaz. O kuvveti imkân derecesinde herkese dağıtmanın yolunu bulmalıdır.
Hüseyin Rahmi okuduğum her kitabında beni şaşırtmaya devam ediyor.İsabetli sosyolojik gözlemleri,feminist düşünceleri ,felsefi çıkarımları İNANILMAZ BİRİ .Çağının çok ötesinde.
Kitap,dünyaya bir kuyruklu yıldız çarpmasının beklendiği söylentisi ve komşu kadınlar arası diyaloglarla başlıyor.Diyaloglar toplumdaki cehalete ,eğitimsizliğe ve kadınların ilim dünyasından ne kadar uzak tutulduğuna adeta ayna tutuyor.
Fav karakterim Feriha tam bir diva.Bayıldımm.
Ayrıca yazarın bir diğer değindiği önemli nokta da toplumdaki şarlatanların, yalancıların çokluğu.Özellikle bu tarz doğal afet gibi etkisi öngörülemeyen ,vereceği zarar bilinemeyen olaylarda ne derece zararlı oldukları.