“Bir çok kere hayal kırıklığı yaşamış ama ikinci bir şans vermekten kaçınmamıştı. Kafasında yaşattığı insanoğluna o kadar umut yüklemişti ki ona yaşattıkları hayal kırıklığını kabullenmek istememişti. Çok korkunçlardı. Çevreye karşı, ailelerine karşı, kendilerine karşı…
Nefret.
Uçsuz bucaksız bir nefrete sahiptiler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir nefret.
Öfke.
Öfkelenmek o kadar kolay ki onlar için. Yanlışlıkla çarpışan iki kişi tartışmayla başlayıp ölümle son bulabilen kavgalara girişiyordu.
Ama asıl üzüldüklerim naif ruhlu olanları. Onlar için oldukça acımasız bir ortam. Hiç çekinmiyorlar onları hırpalamaya yada kırmaya. Ya aptal güç oyunlarına kurban gidiyorlar yada ego tatmini çabalarına. Bazende sadece keyiflenmek için kandırıp oynuyorlar onlarla. Günün sonunda da geride bıraktıkları şey bir enkazdan farksız kalıyor.”