"Frankenstein ya da modern prometheus" Eserini iş bankası hasan ali yücel klasiklerinden okudum,İngilizce aslından çeviren Yiğit Yavuz çok çeviri uzmanı değilimdir ama gayet güzel bir çeviri olduğunu düşünüyorum.
kitaba gelirsek, bildiğimiz Frankenstein hikâyesinin kaynağı, küçük farklılıklarla. İçten içe insanlara hayranlık duyan onlar gibi olmak isteyen bir yaratık ve onun "melun" yaratıcısı. Yarattığına isim bile vermemiş bir yaratıcı. Evet, doğru duydunuz Frankenstein canavarın ismi değil onu yaratan bilim insanının ismi, kendi ismi bile olmayan bir varlık, bu umursanmazlığı kim kaldırabilir ki yaratığımız kaldırsın? Kitabın başlangıcında yaratıcımız bilime ne kadar meraklı olduğundan bahseder:-"Dünya, keşfetmeyi arzuladığım bir gizemdi benim için" (1) - doğa filozoflarına, simyacılara olan hayranlığından bahsediyor. Zaman ilerledikçe memleketinden uzağa eğitim görmeye gidiyor ve orada modern bilimden, hayran olduğu simyacıların artık eskidiği birer peri masalı olarak görüldüğünü fark ediyor. Bu karakterimizi üzse de bilimin işleyişi budur sonuçta. Zaman geçtikçe kahramanımız yeni bilgileri öğrenir ve canavarını yaratmaya koyulur bu yaratım sürecinde çok hevesli olan yaratıcımız duygularını böyle ifade eder kitapta:"Yeni bir canlı türü, beni yaratıcısı ve kaynağı olarak kutsayacaktı. Hiçbir baba, çocuğunun minnettarlığını böylesine hak etmemişti." (1) bu sözde insanın yaratıcı olma arzusu piramitte en üstte olma arzusunu görürüz. Kahramanımız bu işe kendini o kadar kaptırmıştır ki kendisi bunu şöyle ifade eder: "Bu iş kendi içinde tiksindirici olsa da, hayal gücümü karşı konulmaz biçimde ele geçirmişti. Tabiatımın her alışkanlığımı yiyip tüketen bu muhteşem eser tamamlanıncaya dek sevgiye dair tüm hislerimi ertelemek istiyordum sanki." (1) bu ele geçirilmişliğin
Siddhartha’nın arayışı (SPOILER ALERT!)
Nobel edebiyat ödüllü Herman Hesse tarafından dünya edebiyatına kazandırılan Siddhartha bir arayışın hikayesidir. Aslında karakterin arayışı Hesse’nin arayışına çok benzer, 1877 de doğan Hesse bir dostu aracılığı ile meditasyon ve ruhbilimi ile tanışan Hesse, İçsel bunalımlarında ve entelektüel yolculuğunda aradığı cevapları doğu felsefesinde aradı. İşte bu yüzden Siddhartha aslında Hesse’nin kendisidir diyebiliriz.
Kitap Siddharthanın çocukluğundan başlar aslında Siddhartha karakteri günümüzde “sende şeytan tüyü var” dediğimiz insanlar gibidir, sessiz ve sakin tavırları ile sanki bir yetişkin misali davranışlarının dinginliği ile herkes tarafından sevilen ileride büyük adam olacak, yüce bir ermiş olacak gözüyle bakılan Siddhartha Brahman bir babanın oğludur. Siddhartha her ne kadar gözde olsa da İnsanların övmeleri ve hayranlıkları onun ilgisini çekmez ve davranışlarını değiştirmez. Belki de sevilmesinin nedeni de budur. Siddharta’nın asıl aradığı arınmış olmaktı, kendi beninden arınmış, dünyevi arzulardan arınmış… Herkesin neşe kaynağı olan Siddharta’nın neşesi yoktu devamlı aklında düşünceler vardı. Brahman ailesi ve çevresindeki ermişlerin ona sunduğu bilgiler onu tatmin etmiyordu, açlığını gidermiyordu. Dinsel sorgulamalarından birisi: “Kutsal suyla yıkanmak iyi, güzeldi ama suydu yıkanılan nihayet ve su günahlardan arındırmıyordu, manevi susuzluğu dindirmiyor, yürekteki sıkıntıyı silip atamıyordu.” Sonunda karar vermişti Siddhartha brahman gelenekleri onu tatmin etmeyecekti. Samana olmaya karar veren Siddhartha ilk olarak ailesinden ret cevabı alsa da inatçılığı ile ailesini ikna etmişti. Bu yolculuğunda dostu Govinda onun peşine takılmıştı, Govinda Siddhartha’ya en çok hayran olan ona en çok saygı duyan kişiydi.
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma